Hollanda Futbolunun Altyapı Dokunuşu

Engin Barış Sezen

Hollanda futbolunun altyapı sistemi hepimizi derinden etkilemiş ve hepimizin saygısını kazanmıştır. Ajax ya da Feyenoord altyapısı mesela. 18 yaşında Şampiyonlar Ligi’ne çıkan çocuklar… Peki nasıl oluyor da bu çocuklar Şampiyonlar Ligi’ne çıkıyor?

Hollanda’nın efsane oyuncularına bir bakalım. Cruyff, van Persie, van Hanagem, Haan, van Basten, Rijkaard, van Hooijdonk, van der Sar, van Bommel, Sneijder, Davids, Kuyt ve nicesi bu sistemlerde yetişmiştir. Belki Haan, Cruyff ve van Hanagem biraz daha az etkilenmiştir bu felsefeden ama sonuçta hepsi Hollanda’nın eğitim sistemlerinden ortaya çıkmıştır.

Johan Cruyff ile söze başlayalım. Cruyff der ki; “Çocuklara futbolu öğretmek istiyorsanız onları azarlamayın, onlarla birlikte oynayın.” Çocuklara patronluk taslamak yerine onlarla direkt iletişim kurmak daima daha işe yarayan bir eylemdir. Çocuklar emirleri sevmez.

Bir başka alıntı yapalım. Jürgen Klinsmann bir röportajda: “Hollanda gibi küçük bir ülke nasıl oluyor da böyle oyuncuları yetiştirebiliyor?” demişti. Kısacası küçük çocukları sert bir şekilde yargılamazlar. Çocuğu futbola sevdirmek için her şeyi yaparlar.

Hollanda’nın tüm takımlarının yaptığı ve Altınordu’nun da uyguladığı bir yöntem var: 50 kilometre bazında bir araştırma yapılır ve iki grup karma halinde maç yapar. Şansını iyi kullanan ve iyi oynayan, takıma girer. Sonrası spor biliminin elindedir. Yetenekliysen girersin.

“Limitsiz Futbol”

Mesela öyle bir durum ki Hollanda’daki “Limitsiz Futbol” projesi kapsamında engelli çocukları futbola teşvik ederler. Engelli çocuklar turnuvaları bile yapılır. O çocuklar sosyalleşmenin ve takımdaşlığın önemini kavrayıp hayatlarındaki en büyük mutluluğu yaşarlar.

Ya da futbol takımları özellikle ekonomik olarak buhranda olan bölgelerdeki çocukları toplayıp onları denemeden önce futbola kaynaştırıcı aktiviteler edindirirler. Kısacası futbola adım atmamak gibi bir şey mümkün değildir Hollanda’da. Tabii ki bunların hepsi bir çocuğun futbolu sevmesine yetmeyebilir.

Mesela çocuk futbolcuların konsantrasyonu sınırlıdır. Bu yüzdendir ki; Bir jonge vootballer (genç futbolcu) kriterinin belirlenmesinde oyun konsantrasyonu dikkate pek alınmaz. Hocalar çocuklara detaylı sunum yapamaz. Bu noktada hoca ekibinin tatlı dilli ve çocukları seven insanlardan oluşması gerekir. Bu hocalar psikoloji dersi de alırlar.

Bir sorun daha var… Bu çocuklar kendini Ronaldo ya da Quaresma gibi hayal eder ve bireysel oynamaya bayılırlar. Bu yüzden antrenörler çocuklara takımdaşlık ve topsuz alan antrenmanı yaptırır. Mesela Portekiz’de ya da Brezilya’da bu hiç dikkate alınmaz.

Küçük çocuklar öğrenmeye daha aç oldukları için çocukların mental alışkanlıklarını erkenden yola koymak gerekir. İleriki yaşlarda oyuncular mentali oturduğu takdirde antrenmanlarda daha çok gelişirler.

Yaş ilerledikçe oyuncuların daha hızlı antrenmanlara daha çabuk yanıt vermesi beklenir. Bu antrenmanlar sırasında vücudunu doğru kullanamayan çocuklar genelde mental olarak hazır olmayan, çabuk öfkelenen çocuklar olur. Hocalar, çocukları neşterle kesip atmak yerine pedagoga yönlendirirler.

13-16 yaşına gelmiş bir oyuncunun altyapıya devam etmesi, onun fizik, koordinasyon gibi can alıcı özelliklerinin gelişmesine bağlı olur. 16 yaşından sonra bir futbolcunun koordinasyonunun gelişmesi neredeyse imkansızdır.

5 Fazlı Hollanda Modeli

Hollanda’nın beş fazlı modeline gelelim:
1 – Topu kontrol etmeye odaklanın
2 – Topun kendisine odaklanın
3 – Oyuna odaklanın
4 – Başarıya odaklanın
5 – Ustalığa odaklanın


Hepsi adım adım gerçekleşir. 8 yaşından 18 yaşına kadar bu 5 faz, her oyuncuya öğretilir. Beş fazlı modele değindik ama bunları uygulamak için emir kulu olmak gerekmez. Oyunculara yaratıcılık ve karar alma mekanizmasının yüklenmesi gerekir.

İşte bu yüzden genç bir futbolcu ortalama bir yeteneğe sahip olsa bile öncelikle pedagoglar tarafıdan yönlendirilmeli, arzu ve isteği daima yüksek tutulmalı, ödüllendirilme sistemleri doğru belirlenmeli ve genç futbolcuların birer çocuk değil bir birey olduğunu, takımın bir parçası olduğunu ve kendini değerlendirebileceği öğretilmelidir. Ancak bunlar yapılırsa oyuncular kararlılık ve azimle merdivenleri çıkabilir.

Hatta, genç futbolcuların çoğu kendi kendine karar alma mekanizmasına sahip. Olgunca düşünen ve boyu 1.50’yi geçmeyen çocuklar mı? Hollanda çocukları kısacası…

Tam bu noktada Johan Cruyff’a bir kez daha kulak verelim : “Burada, 14 yaşındaki çocuklar C takımından B takımına yükselmeyi reddedebiliyorlar çünkü biliyorlar ki çocuklar henüz fiziksel ya da mental olarak hazır değil. Kendilerini yargılayabiliyorlar ve buna göre çalışıyorlar.”

Kısacası çocuklar, pedagoglar ve uzman antrenörleriyle sık sık görüştüğü için kendilerine olgunluk kazandırabiliyor. “Biz çocuk değil, bir bireyiz!” sesleri yankılanıyor her antrenman sahasında.

Çocuklara üç şey çok fayda sağlar;
İyi oynayanlar kazanır,
Kazanmak için çok çalışmak gerekir,
Ailenin verdiği destek itici güç olur.
Belki bu ikisi ülkemizde kısmen uygulanıyor ama ailesinin futbolcu olmasını istemediği için futbolcu olamayan genç futbolcu adayları var. Hollanda’da bir gencin nasıl kazanıldığına değinmiştim sanırım.

Antrenörler

Antrenörlere gelelim… Bir antrenör öncelikle maçtan maça değil, yıldan yıla düşünmelidir. Oyuncularını maça göre değil geleceğe göre hazırlamalıdır. Bir oyuncuyu hem takım hem bireysel olarak hazırlamalı ve psikolojiyi kullanarak öğrencilerini daima kazanmaya odaklamalıdır.

Bir antrenör, genç yaş gruplarında öğretmen gibi olmalıdır. Çünkü o çocukların o yaşlarda gerçekten öğretmenlere ihtiyacı vardır. Bu bakımdan antrenörler yol göstericidir.

 

Akademi hocalarında da takımdaşlık vardır. Mesela hocalar el ele verince bir karar alınca bir riskin pahalıya patlama ihtimali oldukça düşüyor. Bu yüzden Hollanda’da çok sayıda genç takım antrenörü vardır.

Kondisyon canavarı Rinus Michels’e kulak verelim: “Oyuncularımın hepsi çok yetenekli ama hepsi doğal bir şekilde gelişti. Zor antrenmanların onlara bir faydası olamaz!” Yani Michels, yeteneğin domine olduğunu ve antrenmanın zor olmadıkça oyuncuyu geliştirdiğini söylemişti. Antrenörler bir oyuncuyu sıkmadan onlara antrenmanı sevdirmelidir.

Scoutlar

Scoutlara gelelim; Bir oyuncu keşfedildiği zaman scoutlardan oyuncuların performans yeterliliğinden başka şeyler de istenir. Bir oyuncunun takıma adapte olabileceğini öngörmek için o oyuncunun ilerideki zirve yıllarını düşünüp hesaplamak gerekir. Aksi takdirde başarısız olma ihtimaliniz yüksektir.

Teoriler ve öngörüler her zaman doğru olmayabilir. Batuhan Karadeniz’e ve Sercan Yıldırım’a bir bakın. Zirve yılları hesaplanırken daima mentalitenin de hesaplanması gerekir. Salt yetenek ile doğru bir tahmin yapamazsınız. Yetenek, mentalite ile kombinlenmelidir.

Ayrıca, HFF’nin top kontrolü ve oyun zekâsı üzerinde durması ve antrenörleri buna göre eğitmesinin üstünde durmakta fayda var. Oyun zekâsı konusunda eğitim alan bir antrenör, oyuncusunun maç içinde “kalas” davranışlar sergilememesini çok erken yaşlarda futbolcuya öğretir. Antrenörler, tam da bu yüzden bir çocuk üzerinde çok etkilidir.

Pedagoglar, aileler, seyirciler bile bir gencin harika çocuk olması için çabalar. Ortak akıl ile, herkesin kendi uzmanlık alanında çocuklara maksimum fayda sağlayacak yöntemleri denerler. Bu yüzden 17 Milyon nüfusu olan Hollanda, 80 Milyon nüfusu olan Türkiye’den daha yetenekli ve profesyonel çocukları çıkartabiliyor. İş ahlakı yüksek, rakibe saygı duyan, sportmen, centilmen sporcular ancak doğru bir yapılanmayla ortaya çıkar.

Bir Hollanda olmak kolay olmasa da futbolda en azından altyapılar için zihinsel bir devrim yapabiliriz. Kim bilir belki iki hafta sonra belki iki sene sonra ama bildiğim bir şey varsa; futbolda bize bir devrim gerekiyor. Turuncu devrim!

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here