Manchester City Tarih Yazıyor

Bir tarihe tanıklık ediyoruz. Oynadığı 29 maçın 27’sinden mutlu ayrılan Manchester City, İngiltere’de futbolu adeta baştan yazıyor. İç sahada yaklaşık 50 dakikasını 10 kişi oynadığı Everton mücadelesi ve Şampiyonlar Ligi’nde hedefsiz çıktığı son hafta maçında yenildiği Shakhtar hariç bütün maçlarda gülen Josep Guardiola Sala, kırılabilecek bütün rekorları kırmayı, alınabilecek bütün kupaları almayı hedefliyor.

Geçtiğimiz sezon transfere 213M€ harcayan Guardiola; özellikle Bravo, Stones ve Nolito transferlerinden dolayı bütün eleştirilerin odak noktası olmuştu. Yaşlı bekler, formsuz stoperler de eklenince City ligi 3. bitirip Şampiyonlar Ligi’ne son 16 turunda veda etmek zorunda kaldı. Lige muazzam bir oyun ve harika sonuçlar ile giren Maviler, Tottenham mağlubiyetiyle sarsıldı. 3 maç üst üste galibiyet alamayan Guardiola, takımı sezon başındaki formuna döndüremedi. Oyuncuların taktiğe alışamaması, defanstaki inanılmaz hatalar -özellikle kaleciler- ve hücumda kapanan takımları açamama sorunları Guardiola’yı geçen sene bir hayli terletti. Oldukça yüklü transfer harcamasına rağmen hiçbir başarı yakalayamamış olması da rakiplerinin yüzünü epey güldürdü. Sagna, Kolarov, Clichy, Zabaleta gibi tecrübeli oyunculardan memnun olmaması ise tamamen onun stiline yazıldı, bir sezon daha başarısızlığı kaldıramayacağı düşünülüyordu.

 

Bütün eleştirilere ve yergilere rağmen takımın simgeleşmiş oyuncularıyla yolları ayırdı Guardiola. Zabaleta ve Hart West Ham’a, Clichy Başakşehir’e, Kolarov Roma’ya, Navas Sevilla’ya, Nasri Antalyaspor’a gitti. Sözleşmesi feshedilen Sagna ise kendine hala bir kulüp bulamadı. Bu oyuncuların yanı sıra Iheanacho, Enes Ünal, Fernando, Bony, Mooy, Nolito ve Denayer de takımdan ayrıldı. Satılan oyunculardan yaklaşık 100 milyon € gelir elde edildi.

Yeni Transferler

Pep Guardiola, geçen sezonele geçirdiği en pahalı savunmacı transfer rekorunu bu sezon başında yine kırdı. Kyle Walker 51 milyon, Benjamin Mendy ise 57 milyon euro karşılığında mavi oldu. Bernardo Silva, Ederson ve Danilo da takıma katıldı. Bunların yanında Luka Ilic, Douglas Luiz ve Olarenwaju Kayode gibi genç yıldızlar da City forması giydi.

250 milyon € harcamayla girdiği sezonun ilk maçında Brighton’ı deplasmanda 2-0 geçen City, ikinci maçta Everton’a takıldı. Bu puan kaybı sonrası Guardiola’nın menajerliği ciddi şekilde tartışılmaya başlanmıştı. Everton maçı ise, 50 dakikasını 10 kişi geçiren City’nin %65 topla oynadığı, kaleyi 19 kez yokladığı, 461 pas yaptığı ve 7 korner kullandığı fakat yalnızca 1 gol atabildiği bir maçtı. Oyun, sezonun geri kalanıyla aynıydı fakat skor üretilemedi. Daha sonraki hafta Bournemouth’u sansasyonel bir şekilde 90+7. dakikada attığı golle mağlup etti City. Bu maç, sezonu erkenden bitirecek serinin başlangıcıydı.

 

Liverpool ve Watford’u 5-0, Palace’ı 6-0 mağlup eden City’nin, geçen sezonun şampiyonu Chelsea deplasmanından çıkması oldukça zor gözüküyordu fakat Stamford Bridge’te de ezici bir oyun sergileyen Guardiola’nın öğrencileri saymakla bitiremeyeceğimiz inanılmaz maçlar çıkarttı. Peki City’nin geçen sezondan farkı neydi? Harcadığı para mı, oyuncular mı, yoksa başka bir şey mi?

Ne Değişti?

Geçen sezon yaşlı ve temposuz bekler ile denediği ‘falseback’ten verim alamayan Guardiola, oyuncuları yolladığında herkes futbolculara haksızlık yaptığını düşünüyordu. Fakat beklerden biri West Ham’a diğeri Başakşehir’e gidince Guardiola’nın haklılığı ortaya çıktı. Sagna kendine henüz bir takım bile bulamadı. Walker ve Mendy gibi iki müthiş tempolu, ayağına hakim ve formda bekle takımın iki kanadını da geliştirdi. Mendy’nin sezonun yarısından fazlasını sakat olarak geçirmesi, takımdan ayrılmasına kesin gözüyle bakılan Delph’e ilk 11 yolunu açtı. 250 milyon € harcayan Guardiola’nın as takımında, geçen sezondan farklı yalnızca 2 oyuncu oynuyordu. Üstelik bu oyunculardan biri kaleci, diğeri de sağ bekti. Bu da, geçen sezondan en büyük farkın yalnızca eksik olan çarkların yerine konulduğunu gösteriyor.

Delph’i muhteşem bir sol beke dönüştüren Guardiola, geçen sezondan itibaren oyun kurucu yaptığı De Bruyne’yi de dünyanın en iyi birkaç futbolcusundan biri haline getirdi. Sterling’in mental problemlerini aşmasına yardımcı olan Katalan teknik adam, 34 yaşındaki Fernandinho’yu da kariyer zirvesine çıkardı. City taraftarlarının kabusu Otamendi’yi ligin en formda stoperi haline getirirken Stones’u dünya çapında bir stoper yaptı. Tüm bunları aynı anda gerçekleştirmek için sihirli bir değneğe ihtiyaç duyarsınız. Guardiola’nın ise 1 seneye ihtiyacı vardı. Arkasında Iheanacho varken kilo problemi yaşayan ve formundan düşen Agüero’yu eski haline döndürdü.

Muhteşem Taktikler

Bekleri orta sahada kullanması, onun için en önemli şeyi çok daha rahat yapmasını sağlıyordu: topa sahip olmak. 34 yaşındaki Fernandinho’yu tek Defansif Orta Saha olarak oynatmasının, Premier Lig gibi sertliğin ve temponun en üst seviyeye çıktığı bir yerde başarıyı büyük ölçüde engelleyeceği düşünülüyordu. Fakat O, yine herkesi yanılttı. Çok değil 2 sene önce kanat oynayan, bu sezon Avrupa’nın 5 büyük liginde en çok şans yaratan oyuncudan en üst düzey defans katkısı alan teknik adam, orta sahada Fernandinho’nun yalnız kalmasını da engelledi. Stoperlerin arasından top çıkarması, bitmek bilmeyen enerjisi, öndeki şok presi, girdiği muazzam kademeler, Guardiola’nın da altını çizdiği üzere, onun işini çok kolaylaştırdı.

Forvetler Jesus ve Agüero’nun da kanatlara açılması, oyun kurucu mevkisinde oynaması ve önde presi rakibi çok zor durumda bıraktı her maç. Silva’nın saf yeteneği, kusursuz oyun görüşü ise kapalı savunmaların kilidini kırdı.

Bu oyuncuların çoğu geçen sezon da kadrodaydı. Ama sistemin oyuncular tarafından anlaşılması biraz zaman aldı. Geçen sezonun son haftalarından itibaren başlayan kusursuza yakın oyun, bu seneki tüm maçlarda göze çarptı. Guardiola’nın oyunu sahanın her bölgesine yayması, bitmek bilmeyen temposu, ezici baskısı, harika alan savunması üst düzey yeteneklerle birleşince ortaya İngiltere tarihinin gördüğü en korkutucu takımlardan biri çıktı.

Her maç topa %60-70’lerde sahip olması, gol yeme ihtimalini de en aza indirdi. City’nin, bireysel haricinde gol yemesi gerçekten çok zor. Aleyhine verilen kornerler ile total futbolu birleştirip, inanılmaz bir hücum varyasyonu da geliştirdi. 11 kişi kendi ceza sahasında savunma yapıp, Sterling ve Sane gibi hızlı oyuncuların ani çıkışlarıyla rakibi eksik yakaladığını çok gördük bu sezon.

Şu ana kadar tüm kulvarlarda yalnızca 2 maçta puan kaybeden City, yarıştığı her kulvarın en büyük favorisi. Devre arasında gelmesi muhtemel Alexis Sanchez ve stoper takviyeleri ile Guardiola, seviyeyi daha da yukarı çıkarabilir. Bize de bu kusursuz takımı zevkle izlemek kalıyor.

 

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here