Yılmaz Vural – İnadım İnat

Türk futbolunun renkli simalarından Yılmaz Vural otobiyografisini kaleme aldı. İnkılap Kitabevi’nden çıkan kitap, bir otobiyografiden ziyade, doğal tavırlarıyla futbol kamuoyunun sempatisini kazanan Vural’ın hayatını iki bölüm halinde ele aldığı bir hikayeler bütünü aslında. Kitabın neredeyse yarısına tekabül eden ilk bölüm, Yılmaz Hoca’nın çocukluk hatıralarıyla dolu. Futbolla alakalı ya da alakasız onlarca hikaye var kitapta. Bunlar, Yılmaz Vural’ın karakterinin nasıl oluştuğu, çocukken hangi olaylardan ve kimlerden etkilendiği sorularına güzel bir karşılık olsa da, fazla uzun olması okuru sıkabiliyor.

Nihayet çocukluk yılları bittiğinde ise karşımıza teknik direktörlük belgesini Türkiye’de alamadığı için ve biraz da 1980 Darbesi’ne giden iklimin etkisiyle şansını Almanya’da denemek isteyen Yılmaz Vural çıkıyor. Bu bölümlerde de Yılmaz Vural’ın zor şartlar altında yurtdışına gittiğini, bir süre sonra futbol dışı işler yaparak Almanya’da yaşamaya başladığını ve bir takım tesadüfler eseri tekrar futbola ve teknik direktörlük mesleğine geçiş yaptığını anlıyoruz. Köln Spor Akademisi’ne başladığı ilk gün tesadüfen karşılaştığı Fevzi Aydın ile dostluğunu ilerletmesi ve Aydın’ın Ergun Gürsoy bağlantısı sayesinde Türkiye’deki ilk antrenörlük işine Malatyaspor’da başlaması gibi. Yılmaz Vural, kitapta Türk futbol tarihinin iki büyük başarısına, UEFA Kupası ve Dünya Üçüncülüğü’ne tesadüf diyor fakat kendi futbol kariyeri de büyük tesadüfler ve rastlantılar ile dolu.

Teknik Direktörlük Yılları

Kitaba dair en önemli eksik ise teknik direktörlük yıllarını anlattığı ikinci bölümde bulunuyor. Yılmaz Vural, futbolseverlerin merak ettiği hiçbir soruyu ayrıntılı cevaplandırmıyor. Ansiklopedik bilgi veriyor. “Şu yıl şu takımı çalıştırdım, şu arkadaşım aradı ricacı oldu, kıramadım, para almadan çalıştım” cümlelerini arka arkaya sıralıyor. Takımlara nasıl geldiği ve gittiği dışında, televizyon programlarında anlattıklarından başka futbola dair pek bir şey anlatmıyor. Futbol felsefesi neydi? Neden yurtdışında çalışmadı? Hangi takıma hangi taktiği neden oynattı? Transfer süreçleri nasıldı? Menajerlerlik sistemi hakkında ne düşünüyor? ve benzeri bir çok sorunun cevabı kitapta maalesef yok. Bunun yerine “X takımı Y puanla Z sırada aldım, A puanla B sırasındayken kovuldum, kovulmamın sebebi de C’dir” şeklinde bir anlatımı seçmiş Yılmaz Hoca.

Kendi hayatını anlatmak istediği için Yılmaz Vural’ı yargılayamayız. Fakat kitabın futbola ve futbolseverlere yeni bir bakış açısı sunmak gibi bir hedefi olmadığını ancak sonuna geldiğinizde anlıyorsunuz. Ferguson, Guardiola gibi duayen teknik direktörlerin biyografilerini okuduğunuzda, Türkiye’den neden o çapta bir hoca çıkmadığını daha rahat anlıyorsunuz.

 

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here