Mantalite

Futbolda taktik bilgiyi oyuncu becerisi ile buluşturup hedefe ulaştıran yegane unsur mantalite, yani oyun anlayışıdır, oyuna dair düşünce yapısıdır. Elinizde çok iyi bir kadro ya da taktik dehası bir antrenör bulunabilir ama oyun anlayışınızı oturtamadıysanız ve sahada ne yaptığınız belli değilse belki maç kazanabilirsiniz ama kalıcı bir başarı elde edemezsiniz.

Türkiye Süper Ligi’nde oyun anlayışı açısından dönem dönem öne çıkan takımlar olmuştur. 1996-2000 arasındaki Galatasaray’ı bu takımlar arasında sayabiliriz. Ya da Zico’nun Fenerbahçesi’ni… Son yıllarda futbol mantalitesi ile konuşulan takımların başında ise Beşiktaş geliyor. Beşiktaş, Kadıköy deplasmanı gibi son derece nadir örnekler dışında, tüm maçlarına güzel futbol hedefi ve hücum felsefesi ile çıkıyor. Rakipleri ise doğal olarak önce Beşiktaş’ı durdurmayı hedefliyor. Müsabakaların sonucu ne olursa olsun, Beşiktaş golü düşünen, hücumu önceleyen anlayışından vazgeçmiyor. Karşılığını da iki sezondur şampiyon olarak alıyor.

Galatasaray

Bu sezon benzer bir oyun anlayışını benimseyen Galatasaray da lige muhteşem bir başlangıç yaptı. İlk 8 haftada yalnızca bir kez berabere kalarak 22 puan toplayan Galatasaray, oyun anlayışını terk edip, futbol mantalitesinden uzaklaştığı son iki müsabakada yalnızca bir puan alabildi. Puan kaybı yaşanan maçların ortak özelliği, takımın ana hücum gücünü oluşturan Bafetimbi Gomis’in her iki maçta da oyundan alınmasıydı. Galatasaray, rakip ceza sahasında en etkili oyuncusu olan Gomis ile birlikte yakaladığı havayı, Eren Derdiyok ile koruyamıyor. Eren oyundayken Galatasaray’ın mantalitesi değişiyor. Dolayısıyla gol bulması zorlaşıyor. Teknik direktör Igor Tudor’un, yönetim ve taraftar nezdindeki kredisi, ilk 8 maçtaki oyun anlayışı geri gelmezse çok çabuk tükenebilir.

Fenerbahçe

Benzer bir durumu, bir diğer şampiyonluk adayı Fenerbahçe de yaşıyor. Savunmaya dönük oyun anlayışıyla bilinen Aykut Kocaman’ın geri dönüşü, bazı taraftarları en baştan rahatsız etmişti. Fenerbahçe, 1990-91 sezonundan bu yana ilk kez 10. haftayı ligin sekizinci sırasında tamamladı ve bu durum bahse konu taraftarları şimdiden haklı çıkarmışa benziyor. Aslında Fenerbahçe’nin asıl sorunu da henüz bir oyun anlayışına sahip olmaması. Sarı-Lacivertliler, son olarak 3-1 önde götürdükleri maçta, Kayserispor’dan Kadıköy’de iki gol yiyerek 2 puan daha kaybetti. Aykut Kocaman’ın skoru korumaya dönük oyuncu değişiklikleri taraftarın da büyük tepkisini çekti. Oysa maç 3-1 devam ederken, farkı açmaya yönelik oyuncu değişikliği yapsa ve yine iki gol yiyerek berabere kalsa, bu denli bir tepkinin ve öfkenin hedefi olmayacaktı.

Beşiktaş

Beşiktaş’ın puan kayıplarında teknik direktör Şenol Güneş’e, futbolculara ya da yönetime karşı bir tepki oluşmamasının başlıca sebebi de bu aslında. Tüm camia, puan kayıplarını normal karşılayıp, bir sonraki maçta da aynı oyun anlayışıyla sahada olunacağını bildiği için kayıplar kaos yaratmıyor. İşte büyük bir dünya kulübü olmaya giden yolun ilk adımlarından biri de bu mantaliteyi oturtabilmekten geçiyor.

Bir Cevap Yazın