Terriyerlerin Dönüşü: Huddersfield Town

İngiltere’nin en üst seviye ligini üç yıl üst üste kazanma başarısını gösteren kaç takım vardır? Manchester United, Liverpool ve Arsenal’in dışında aklınıza gelen cevapların hiç biri doğru değil.

1908 senesinde kurulan Huddersfield Town, Büyük Cihan Harbi sonrasındaki ekonomik krizin etkisiyle kapanmanın eşiğine gelmişti. Bulunan çözüm, kulübü 25 kilometre uzaklıktaki Leeds ile birleştirmekti ve yerel halk, doğal olarak, bu durumu kabullenmedi. Tüm taraftarlar, 1 pound karşılığında kulübün hissedarı oldu, Huddersfield kapanmaktan ya da Leeds ile birleşmekten kurtuldu. Hatta, 1920’de, savaş yüzünden 4 yıldır oynanamayan FA Kupası’nda finale kadar çıktı. Kupayı uzatma dakikalarında kaybettiler ama sonraki sezon çok daha değerli bir şey kazandılar: Herbert Chapman. Arsenal kariyeri ile tanınsa da Chapman’ın asıl çıkış yaptığı yer Huddersfield. Kendi üretimi WM taktiğiyle modern futbolun atası ve gerçek manadaki ilk teknik direktör olarak kabul edilen Chapman, 1920-21 sezonu ortasında katıldığı Huddersfield’a tarihi başarılar yaşattı.

Terriyerler, 1921-22 sezonunda FA Kupası’nı kazandı. Üçüncü olarak bitirilen 1922-23 sezonunun ardından 1923-24 ve 1924-25 sezonlarını lig şampiyonu olarak tamamladılar. Huddersfield, Chapman’ın Arsenal’e geçtiği 1925-26 sezonunda da şampiyonluk yaşayarak, “İngiltere’nin en üst seviye ligini arka arkaya üç kez kazanan ilk takım” ünvanının sahibi oldu.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Huddersfield düşüşe geçti ve 70’lerde dördüncü lige kadar indi. Hikayenin bundan sonrası aslında çok tanıdık. Yerel bir iş adamı tarafından, Premier Lig hedefiyle satın alınan kulüp, sportif başarının bir türlü gelmemesi hatta küme düşülmesi sebebiyle ortada bırakıldı. 2003’te yaklaşık 20 milyon pound olan borç, 80 yıl önceki gibi, taraftarların bir araya gelmesiyle ödendi. Kulüp, tarihe karışmak üzereyken, taraftarların kurduğu “Huddersfield Town Taraftar Derneği” (HTSA) sayesinde ayakta kaldı ve iflastan kurtuldu. Başta kısa vadeli bir plan olsa da, kâr amacı gütmeyen taraftarların oluşturduğu yönetim kurulu, yeni başkan seçildikten sonra da ayrı ve bağımsız bir yapı olarak varlığını sürdürdü.

Doğru Proje

2009’a kadar başkan kalan Ken Davy’den sonra fanatik bir Huddersfield Town taraftarı olan Dean Hoyle başkanlığı devraldı. Hoyle, taraftarı olduğu kulübü keyfine göre yönetmeyen, genç ve vizyoner bir başkan. Seçilir seçilmez, HTSA ile koordineli çalışacağı sözünü verdi ve sözünü tuttu. Hoyle, düzenli olarak taraftar buluşmaları ayarlıyor, onların fikirlerini dinliyor, kulübün gidişatı hakkında onlara bilgi veriyor. Huddersfield Town’da her şey şeffaf. Sahada alınan kötü bir sonuçta sorumlu aranmıyor ve tüm paydaşlar birbirine karşı anlayışlı davranıyor. Böyle bir yapının er ya da geç başarılı olması beklenir. Tabii ki doğru bir projeyle…

Geçtiğimiz sezon, teknik direktör Chris Powell’ın takımın başında çıktığı maçların yalnızca dörtte birini kazabilmiş olması taraftarları endişelendiriyordu. Huddersfield, 13 yıl aradan sonra 2012 yılında döndüğü Championship’te son sıralarda dolaşıyordu ve reform zamanı gelmişti. Aranan kan Almanya’da bulundu. Schalke 04 ile UEFA Kupası kazanmış eski bir futbolcu olan David Wagner, Borussia Dortmund’un genç takımını çalıştırıyordu ve Jürgen Klopp’un da çok yakın arkadaşıydı. Klopp tarafından Liverpool’a davet edilmişti ama ikinci adam olmak istemediği için teklifi kabul etmemişti.

Burada Klopp-Wagner ilişkisine dair bir parantez açmak gerek. Çünkü 90’lı yıllarda Mainz’daki futbolculuk günlerinden beri yolları hiç ayrılmayan bu ikilinin futbola dair tüm fikirleri de aynı. Hızlı ve atak futbol mantalitelerinden saha içi dizilişlere, hatta uzun sakala ve şapkaya olan düşkünlüklerine kadar Wagner ve Klopp’u ayırmak mümkün değil. Wagner bu durumdan son derece memnun. Jürgen ile hemen her gün telefonda görüşüyorlar ve aralarından su sızmıyor.

Bir gün evde olduğu sırada Wagner’in yine telefonu çaldı fakat arayan bu kez Jürgen değildi. Karşıdaki ses kendisini Huddersfield futbol organizasyonları direktörü Stuart Webber olarak tanıttı. Yaptığı işlerden haberdar olduğunu, oynattığı futbola hayranlık beslediğini söyledi. Aynısını İngiltere’de yapıp yapamayacağını sordu. Wagner’in cevabı “açık fikirli bir kulüp ve kadro ile neden olmasın” şeklindeydi. İlk elektrik alınmıştı. Wagner göreve sıcak bakıyordu ama önce iki kişiye danışacaktı. İlk olarak “eşimden bile daha uzun süredir tanıyorum” dediği Jürgen’i aradı. Aldığı cevap hemen kabul etmesi yönündeydi. Eşi ise “Huddersfield nerede?” diyerek önce biraz şüpheci yaklaşsa da David’in gözündeki ışığı görünce çantaları toplamaya başladı.

Premier Lig Yolunda

İlk yılında, kendi kurmadığı ve sezon ortası devraldığı bir kadroyla Wagner, yapabileceğinin en iyisini yaparak takımı ligde tuttu. Asıl serüven ise bu yıl başladı. Premier Lig’den düşen çok güçlü kadrolarla ve zengin kulüplerle rekabet etmek zordu. Ama Wagner, idmanların sayısını artırdı, teknolojiden mümkün olan en üst düzeyde faydalandı. Alman disiplinini, hızlı ve tutkulu oyun tarzıyla birleştirdi. Her şeyden önemlisi Gegenpressing’i takımına ezberletti. Nihayet ortaya kısıtlı imkanlarla mücadele eden ama saha içinde canavara dönüşen muazzam bir takım çıktı.

Huddersfield’ın bu performansı Bundesliga ekiplerinin dikkatini çekti ve David Wagner, sezon içerisinde başta Wolfsburg ve Bayer Leverkusen olmak üzere bir çok takımdan teklif aldı. “Burada benim bir parçamı değil, yüzde yüzümü beğeniyorlar. Bu projeye inanıyorum ve Huddersfield’dan ayrılmayacağım” diyerek tüm teklifleri geri çevirdi. Başkan Hoyle da durumdan bir hayli memnundu; “Bir Bundesliga kulübü olmayabiliriz. Avrupa’da da oynamıyoruz. Ama Huddersfield, hedefleri olan, gururlu ve zengin geçmişe sahip bir kulüp”.

Bu satırlar kaleme alındığı sırada Championship’te bir maçı eksik Huddersfield, lider Newcastle United ve ikinci Brighton’ın 6 puan gerisinde, üçüncü sırada oturuyor. Sezonun son bölümüne girilirken, ilk iki sıra içerisinde yer alıp Premier Lig’e doğrudan çıkıp çıkamayacağı ya da play-off müsabakalarında nasıl bir performans göstereceği bilinmiyor. Ama John Smith’s Stadyumu’ndaki iç saha maçlarında ortalama 20 bin seyirciye oynayan Huddersfield Town için “Bu sene, O sene” olabilir. 100 milyon euroluk transferler ve 40 poundluk maç biletleri devrinde taraftarıyla iç içe, kol kola, omuz omuza yürüyen Terriyerlerin, futbol dünyasına geri dönüşüne şahit oluyoruz…

Bir Cevap Yazın