Bir Hoca

“Ben, değer yaratmaya ve değerlere inanan bir insanım. Bir takım değerler oluşturmaya çalışıyorum. Bir takım anlık problemler karşısında bu değerleri yıkan bir tavrım hiçbir zaman olmadı. Bana bugüne kadar futbol piyasasında güvenilmesinin, oyuncular tarafından da güvenilmesinin ve futbol camiasını oluşturan unsurların bu kadar güvenin altında yatan en önemli şeylerden bir tanesi bilinirliğimin belki diğer insanlara göre biraz daha fazla olması. Bu bilinirlikten kastım da insanları harcama yolundan ziyade kazanma amacı bende her zaman daha ağır basıyor.

Çalıştığım her kulüpte, Fenerbahçe’de çalıştığım dönem dahil olmak üzere eğer sizin için adı ısrar etmekse benim için karar vermektir o. Yada başka bir takım başka şeylerle de isimlendirebiliriz. Ben bugüne kadar 18 yıldır nasılsam o şekilde devam edeceğim. Doğru zamanda doğru kararlar vermek çabası içinde olacağım. Bu kamuoyu tarafından doğru kabul edilebilir, edilmeyebilir. 18 yıllık serüvenim şunu gösterdi; tabi ki yanılgılarım oldu, olacaktır da ama yanılgılarımı, hatalarımı hep düzeltme yolunda çaba gösterdim. Ama verdiğim kararların pek çoğunun sonunda doğru olduğunu bir şekilde gözlemledim. O nedenle düzeltmeleri yaparak ama bir taraftan da bazı konularda kararlarımın arkasında durarak devam etmeye çalışacağım.”

Bir Karakter

Yukarıdaki cümleler Fenerbahçe teknik direktörü Aykut Kocaman’a ait… Benim neden Aykut Kocaman’ı sevdiğim ve sonuçlardan azade yanında durduğum sorusuna yanıt işte bu paragrafta yatıyor. 1 maçla 1 pozisyonla 1 yanlışı ile oyuncusunu harcamayan bir kişilikten bahsediyoruz hem de içinde yaşadığımız en seri adam harcama mevsiminde. Fenerbahçe’de Volkan Demirel 3 Temmuz kumpasında dik durup, başını bir an olsun öne eğmeyen bir kişiliktir. O en zor dönemde kimileri tüymeye çalışırken, öne atılıp kulübünü savunmakta tereddüt etmemiştir. En zorlu deplasmanlarda, en zor skorların ardından, en ağır yenilgilerin ardından geriye çekilmemiş armanın önemine uygun bir şekilde davranmıştır.

Sportif açıdan zaman zaman formsuz olduğu doğrudur. Yeri geldiğinde kulübeye de çekilebilir. Ama yaptığı bir hatanın ardından Aykut Kocaman’ın onu kamuoyu önünde harcamaması doğru tavırdır. Her oyuncunun iyi ya da kötü performans gösterdiği vakitler vardır. Kimi teknik direktörler ‘harcama’yı tercih ederken kimileri ‘kazanma’yı ’emek’ vermeyi tercih eder. Aslında Fenerbahçe kulübü Volkan Demirel’i kazanmak adına şampiyonluğu bile elinden kaçırmıştır. Fakat bu bir tercih meselesidir. Uzun yıllar kalenizi güvenle koruyacağını düşündüğünüz bir oyuncuya yatırım yapmak bir tercihtir. Volkan Demirel, kendisine yapılan yatırımın karşılığını vermiştir.

Karakter çok mühimdir. Tarihin en zorlu döneminde hain FETÖ’nün kulübe kurduğu kumpasa direnip, armasına sahip çıkan bir ‘karakter’ hatalı bir pozisyon yüzünden kamuoyu önünde harcanamaz. Teknik direktör ve oyuncu bu sorunu kulübün içinde çözerler. Emekten, kazanmaktan yana tercih yapan Aykut Kocaman bu tavrıyla sadece Volkan Demirel’in değil tüm oyuncu grubunun sevgi ve saygısını bir kez daha kazanmıştır.

Bir Cevap Yazın