Yeşil Sahada Barış için Kardeşlik Turnuvası

Bir gece -Allah korusun- evinizde yangın çıktığını ve canınızı zar zor kurtararak kendinizi sokağa attığınızı, aileniz ile birlikte ilk şoku atlattıktan sonra yıkılan evinizin kül ve toza dönüşmesini izlediğinizi, ardından da o geceyi geçirecek bir yere sığındığınızı hayal edin. Muhtemelen hemen ertesi gün değilse bile, birkaç gün içerisinde oturacak yeni bir ev bulmuş, yeni bir hayata başlamış olursunuz. Ancak o “bir gece”yi ömrünüzün sonuna dek aklınızdan çıkaramazsınız. Şu an bile, bu satırları okurken muhtemelen ürperiyor, asla o durumda olmak istemiyorsunuz. İşte bizim hayalinden bile korktuğumuz ve yaşamadığımız için hiçbir zaman tam olarak kavrayamayacağımız, sığınmak zorunda kalanlara özgü bu duyguya “mültecilik” deniyor. İltica eden yani bir yere sığınanlara da “mülteci”.

Son yıllarda, komşumuz Suriye’de yaşanan savaş, sürpriz olmayan bir şekilde en çok masum sivilleri etkiledi. Ülke nüfusunun yarısına yakını, yaklaşık 8 milyon insan Suriye içerisinde yer değiştirdi, evlerinden oldu. 2.5 milyonu çocuk olmak üzere 5 ila 6 milyon Suriyeli başka ülkelere sığındı. Bugün, sadece Türkiye’de, savaştan kaçan 3 milyon mülteci bulunuyor. Söz konusu insan hayatı olunca, klavyenin tek tuşuna basarak yazdığımız rakamların peşine “milyon” ekleyerek tanımlar yaratmaya çalışmak beyhude bir çaba. Zira her mültecinin ayrı bir hikayesi, ayrı bir yaşam öyküsü var.

Geçtiğimiz Aralık ayında bu hayatların bir kısmına yakından tanıklık etme imkanım oldu. Uluslararası Barış Araştırmaları Merkezi (IMPR), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin sponsorluğunda ve Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın himayesinde “Yeşil Sahada Barış için Kardeşlik Turnuvası” adı altında bir futbol organizasyonu düzenledi. Mültecilerin yoğun olarak yaşadığı 16 vilayetten, 9’u Türk, 9’u mülteci olmak üzere, 18 kişiden oluşan takımlar kuruldu. Futbolcular arasında Suriye’de amatör ya da profesyonel futbol oynamış, oynarken göç etmek zorunda kalmış olanlar da yer alıyordu. Takımlar, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından tahsis edilen sahalarda ve profesyonel antrenörler gözetiminde aylarca idman yaptı. Her bir takım, kurulduğu şehrin adını aldı ve profesyonel futbol takımlarına benzer biçimde taktik diziliş, kadro yapısı ve çalışma programları belirledi. Antrenmanlar dışında yerel amatör kulüplerle hazırlık maçları yaparak turnuvaya hazırlandılar.

Ve Final!

Nihayet turnuvanın, Antalya’da oynanacak eleme bölümü geldi çattı. 10-11 Aralık tarihlerinde oynanan sekiz eleme müsabakasında; İstanbul Bursa’yı, Mardin Adıyaman’ı, Hatay Gaziantep’i, Samsun İzmir’i, Kilis Ankara’yı, Şanlıurfa Mersin’i, Kahramanmaraş Adana’yı ve Osmaniye de penaltılara giden maçta Batman’ı eleyerek çeyrek finale kaldı. İki günlük aranın ardından turnuva Mardin-İstanbul, Hatay-Osmaniye, Samsun-Kilis ve Şanlıurfa-Kahramanmaraş maçlarıyla devam etti. Yarı finalde ise Hatay Mardin’i 2-0, Kilis de Kahramanmaraş’ı penaltılarda 8-7 mağlup etti ve Ankara’da yapılacak finale yükseldi. Burada bir parantez açıp maçlardaki mücadele seviyesi ve rekabetçi atmosferden bahsetmek gerekebilir. Bilhassa eleme müsabakalarında çıkan kırmızı kartlar, mülteci futbolcuların, ellerinde kalan az şeyden biri olan futbola ne derece konsantre olduklarını ve galibine maddi anlamda bir getirisi olmayan bu turnuvayı kazanmayı ne kadar istediklerinin göstergesi gibiydi adeta.

Final günü, Ankara’da -3 derecelik soğuğa rağmen Hatay ve Kilis takımlarının ve tribündeki futbolseverlerin gözlerinden Türkiye’de ilk olan bu turnuvayı tamamlanın verdiği haz okunabiliyordu. Finalde Kilis takımının müthiş taktiksel hamleleri ve kolektif eforu, Hatay’ın bireysel yeteneklere sahip futbolcuları karşısında ilk yarıyı berabere tamamlamayı başarsa da, ikinci yarıda gelen üç gol Hatay’ı şampiyon yaptı. Organizasyon, ne yazık ki, basın-yayın organlarında fazla yer bulamadı. Zaten mülteci futbolcuların büyük kısmı da, “Halen DEAŞ kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan akrabalarımız var. Örgüt burada futbol oynadığımızı duyarsa onlara zarar verebilir, lütfen adımızı yazmayın, fotoğrafımızı çekmeyin” diyordu. Pek çoğumuzun asla hissedemeyeceği bir duygu daha…

Yeşil Sahada Barış için Kardeşlik Turnuvası’ndan geriye her biri farklı birer hikayeye sahip, yıllardır evsiz, yurtsuz ve savaşın gölgesinde yaşayan ama her şeye rağmen başka bir ülkede hayata futbolla tutunmuş gençlerin sevinci kaldı. Tabii bir de umutlar: Sence bizi burada izleyip beğenen, takımına almak isteyen çıkar mı abi?

Bir Cevap Yazın