Sarı Lacivertliler’in U-21 kadrosunda bulunan oyuncularından Kerem Bulut, yanında diğer gençlerinde bulunduğu bir ortama ait kareyi sosyal medya hesabından ‘Topuk Yaylası cezaevi’ ifadesiyle paylaştı. Genç oyuncun önünde söndürülmüş sigara olması da dikkatlerden kaçmadı.  

Yukarıdaki cümleler canımı acıtan bir haberden satırlar… Hemen aklıma gelen ise Erol Göka’nın geçtiğimiz günlerde yayımlanan “Açgözlüler daha başarılı ve mutlu mu?” yazısı. Şöyle yazıyordu Erol Göka: “Modern zamanlarda kanaatkarlık, sağlıklı çalışkanlık, insanlara faydalı olma ve hizmet etme anlayışı değil de dizginsiz bireysel hırs, destekleniyor, istekleri konusunda “agresif” olan insanlara övgüler yağdırılıyor. Özellikle henüz kuralları, kurumları tam yerleşmemiş toplumlarda, kolayca risk almaları nedeniyle bu tip insanlar daha çok öne çıkıyor, mevki-makam, para ve güç sahibi oluyorlar. Dışarıdan bakıldığında, sanki dünya hayatında her zaman kazananlar, başarılı olanlar, haset sahipleriymiş, tamahın ne kadar çoksa başarıya o kadar yakınmışsın gibi görünüyor. Bununla da kalmıyor, aç gözlü ve tamahkârların isteklerine ulaştıkça daha mutlu oldukları düşünülüyor. Oysa durum, tam da böyle değil. Eğer bir insanın içi yatışamamış bir hasetle, açgözlülükle veya tamahkârlıkla doluysa rahata ermesi, huzuru bulması çok zor. Çünkü her elde ettiği şey, tatminin ve mutluluğun değil yeni bir isteğin tetikleyicisi olacaktır. Ulaştığı mevki- makamın, elde ettiklerinin hakkını da tam veremeyeceğinden uzun vadede başarılı olması imkânsızdır.”

Bu girişin ardından iki genç oyuncu temelinde şunu da söylemek mümkün; öyle bir çağda yaşıyoruz ki ‘kıymet bilme’ kavramı her geçen gün gözden düşüyor. Liyakate önem verilmediğinden ne yazık ki herkes her göreve ‘kolaylık’ ile gelebildiğinden kendi geldikleri konumun değerini de bilemiyorlar. O yaştaki yüzlerce sporcunun hayallerini süslediği bir noktayı ‘cezaevi’ olarak tanımlayabiliyorlar. Oysa dönüp baksalar o noktaya gelebilmek için ne kadar emek sarf etmişler. Fakat vahşi kapitalizm insanlara kendi emeklerini unutturabilecek kadar güçlü, kanımıza işlemiş ve kafamızı karmakarışık bir hale getirebiliyor.

Kıymet Bilmeme

Bu sporcuların kıymet bilmeme hikayesi kadar onları değerlendiren, yönetenlerin onları ne kadar anladığı da tartışılmalı muhakkak. Galatasarayın Slovakya’daki sezon başı kampı öncesi Semih Kaya’nın altyapıdan kampa dahil edilen Abdussamed Karnuçu, Recep Gül, Yunus Akgün ve Ozan Kabakın saçlarını kesmesi mesela… Evet bunu Semih Kaya masum bir geleneğin devamı babında yapmış olabilir. Fakat bana kalırsa doğru değil. Siz yetenekleri, geleceğe yönelik potansiyellerine bakarak kampa dahil ettiğiniz sporcularınıza bu tür geleneklerden öte ‘kendine güven’ aşılamalısınız. Bu konuda Çağlar Söyüncü’nün Almanya’nın Freiburg takımına dahil oluşundan sonra yaşananlara bakmak hikayeyi daha iyi anlamamızı sağlayabilir. Fenerbahçe yöneticileri de Topuk Yaylası’nı sorgulamalı ve genç oyuncular için neden bir cezaevi olarak görüldüğünü araştırmalıdır.

Yazıyı Erol Göka’nın bu cümleleri ile bitirmek isterim. Aslında biz sporcu yetiştirirken hayata kıymet veren kişiler yetiştirmeyi önceliklerimiz arasına almalıyız. Yoksa geldiği noktadan hiçbir vakit mutlu olmayan, sürekli her şeyden şikayet eden, çalışmadan çok para kazanmayı amaçlayan bireyler ile karşılaşacağız. Belki de altyapılara hayata dair dersler konulsa ve minik takımda ‘kıymet bilme’yi öğrense bir sporcu böyle bir konuma geldiğinde bu tür bir bakış açısı ile karşımıza çıkmaz: “Bu konuları çokça düşünmeli, kanaatkâr, dünya malına fazla meyletmeyen kişilik yapısının teşvikçisi olmalıyız. Kanaatkâr olmak, tembellik demek değildir tam tersine kanaatkâr insan, çok çalışır ama asıl amacı, ailesine, çevresine, toplumuna yardımcı olabilmektir. Maalesef bugün kanaatkârlık ve idealistlik, değer olarak yüceltilmiyor. Medyada başarı ve mutluluk timsali olarak genellikle kanaatkârlar değil tamahkârlar sahne alıyor, bize, çocuklarımıza örnek olarak sunuluyorlar. Hasedin yatıştırılması için daha bebeklikten itibaren sevgiyle bıkmadan yola koyulmak gerektiğini söyleyen önerilerimiz, biraz havada kalıyor.”

Bir Cevap Yazın