Dünya futbolunun gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen ve modern futbolun mucidi sayılan Hollandalı efsane Johan Cruyff, geçtiğimiz yıl akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybetti. Ömrünün büyük kısmında, futbol oynadığı dönem dahil aşırı sigara tüketen ve ancak 1991 yılında bu alışkanlığını bırakabilen Cruyff, vefatından hemen önce My Turn (Benim Oyunum) adlı otobiyografisini tamamladı ve yayınladı. Futbola ve kendi yaşantısına dair tüm fikirlerini de bu kitapta topladı.

Öncelikle kitabın Türk okurların büyük ilgisini çekeceğini söylememiz gerek. Zira Cruyff, kitabı adeta sayfaları çeviren futbolseverlerle sohbet eder gibi kaleme almış. Okurken hiç mi hiç sıkılmıyorsunuz. Tam tersine, sanki Curyff karşınızdaymış gibi hissediyor, kısa ve net cümleler arasında dolaştıkça, yazarın neyi, neden söylediğini anlamakta asla zorlanmıyorsunuz. Dolayısıyla “Benim Oyunum” bir çırpıda bitirebileceğiniz ve sonuna geldiğinizde başladığınız andakinden kat be kat daha fazla bilgi sahibi olacağınız, muhteşem bir eser. Özellikle Cruyff’un hayatının ilk dönemlerini ve Ajax’taki ilk yıllarını anlattığı bölümler kulağa olağanüstü hoş geliyor. Sanki o dönemleri genç Johan ile birlikte yaşıyormuşsunuz hissine kapılmamanız mümkün değil. Ajax ile yıllar içinde geliştirdiği love/hate (aşk/nefret) ilişkisi, efsane olduğu kulübüyle yaşadığı iniş çıkışlar okurları kah heyecanlandırıyor kah meraklandırıyor.

Cruyff Dönüşü

Barcelona yıllarını da son derece içten ve açık bir biçimde anlatan Cruyff, başından geçen kötü olaylara da kitabında yer veriyor. Yaşadığı her şeye birer tecrübe olarak baktığını anlatıyor. Ailesine verdiği önem, Total Futbol’un babası Rinus Michels ile olan ilişkisi, Pep Guardiola, Frank Rijkaard, Marco Van Basten, Aron Winter, Denis Bergkamp, Marc Overmars gibi büyük futbolcu ve teknik direktörlerle yaşadıkları ve daha onlarca ayrıntı kitabı zenginleştiriyor. Kitabın en sürükleyici ve okurlar nezdinde kitabı bir başucu eseri haline getirecek kısımlar ise kesinlikle Cruyff’un futbol mentalitesini özetlediği yerler. Güzel oyuna bakışını en sade dille ve tüm taktiksel ayrıntılarıyla anlatıyor. Futbolun bir mesafeler oyunu olduğundan ve işin mantığını kavramanın öneminden bahsediyor. Geri kalan her şeyin çalışma ve tekrar sayesinde kazanılabileceğine de değiniyor.

Cruyff’un, Ajax’da yaşadığı yönetim kaynaklı sorunları anlattığı bölümlerde biraz sıkılabilirsiniz zira Türkiye’ye tamamen yabancı bir futbol atmosferinde, çeşitli yönetim kademeleri arasındaki hiyerarşi, yalnızca konuya derinlemesine hakim olanların kavrayabileceği detaylar barındırıyor. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, Domingo Yayınları’ndan çıkan ve yalnızca 27₺ karşılığında satın alınıp kitaplığınızın en nadide bölümünde yıllar boyu saklayacağınız bu eser için, son dönemin en iyi futbol kitabı yakıştırmasını yapmamız mümkün.

Bir Cevap Yazın