Türkiye’de kamuoyunun gündemi o kadar sık değişiyor ki, bazen gelişmelere ayak uydurabilmek için sürekli sosyal medyayı takip etmek bile yetersiz kalabiliyor. Son olarak Hoffenheim formasıyla Bundesliga’da başarılı bir sezon geçiren Türk asıllı genç futbolcu Kerem Demirbay’ın milli takım tercihi konusunda, yine gündem ışık hızıyla değişti. Ve yine insanlar, şahsi bir tercih üzerinden genç bir futbolcuyu önce övgüde göklere çıkardı, ardından da yergide yerin dibine batırdı. Konunun ayrıntılarına vakıf olmadan, herkes toplu bir linç kampanyasına girişti. Peki işin aslı ne? Kerem Demirbay gerçekten bir vatan haini mi? Yoksa yalnızca 10-12 yıl daha sürecek futbol kariyerini geliştirmeye çalışan normal bir futbolcu mu?

Die Mannschaft

Almanya Milli Futbol Takımı, 2014 Dünya Kupası şampiyonu, 2016 Avrupa Şampiyonası yarı finalisti. Günümüzde futbol deyince ilk akla gelen ülkelerin başında da Almanya geliyor. Zira dünyanın en iyi üç takımından biri Alman ve dünyanın en iyi futbolcuları arasında bir çok Alman futbolcu var. Doğal olarak Milli Takım da katıldığı her turnuvanın mutlak favorisi konumunda. Hal böyleyken, ister Alman, isterse başka milletten olsun, profesyonel futbol oynayan tüm futbolcular bu takıma, Die Mannschaft’a gıpta ile bakar. Almanya’da doğup büyüyen, futbol altyapısını bu ülkede alan ve futbol yaşamını da yine burada sürdüren biri için Almanya Milli Takımı’nın formasını giyme ihtimali bile son derece değerlidir. Kerem Demirbay, mevkisinde bir çok yıldız oyuncu bulunması yüzünden, sarı-kırmızı-siyah-beyaz formayı giyme ihtimali düşük bir futbolcuydu. Ta ki, Borussia Dortmund ve Bayern Münih, uzun ve yorucu bir sezon geçirdikleri gerekçesiyle kendi oyuncularının Haziran ayındaki Konfederasyon Kupası’na çağrılmamasını, teknik direktör Joachim Löw’den rica edene kadar.

Yarıştığı tüm kulvarlarda başarıyı hedefleyen Almanya için, zor bir tercih olsa da, bilhassa genç futbolcular açısından tarihi bir kendini kanıtlama fırsatı böylece ortaya çıkmış oldu. Kısa süre önce Türkiye A Milli Futbol Takımı’nda oynama yönündeki arzusunu, ilgili mercilere yazılı olarak da ileten Kerem de Löw’ün hedefindeki isimlerden biriydi.

Ay Yıldızlılar

Tam bu noktada çok derin bir kriz ile karşı karşıya kalındı. Kerem’in fikrini değiştirip Almanya’yı seçmesi bir anda herkesi şoke etti. Türkiye Futbol Federasyonu, elinde belge olduğunu söylemesine rağmen futbolcu son anda kararını Almanya’dan yana kullanmıştı. Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, sıcağı sıcağına yaptığı açıklamada yine o bilindik tavrıyla, kısaca “kendi kaybeder” demeye getirdi. Oysa kaybeden çoktan TFF olmuştu.

Uzun sayılabilecek bir süredir Almanya’nın kalburüstü takımlarında futbol oynayan Kerem Demirbay’a Ay-Yıldızlı formayı giydirmek, nedendir bilinmez bu yıla kadar sarkmıştı. Futbolcu, birkaç yıl önce alt yaş kategorilerinde milli yapılıp, ülkeye ve A takıma hazırlanabilirdi. Oysa Kerem, 2011-13 yılları arasında Türkiye U19, U20 ve U21 takımlarında yalnızca 12 kez forma giymişti. Burada “Milli takımın Kerem’e ihtiyacı yoktu veya yok” tezini savunanlara da futbolcunun, Bundesliga’da üçüncülük mücadelesi veren Hoffenheim kadrosunun en önemli prçalarından biri olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Her şey bir kenara, Kerem’in Almanya’yı seçtiğinden haberi olmayan TFF’nin toplumda kafa karışıklığı ve hatta infiale sebep olacak kadar büyük bir ihmale imza atıp, futbolcunun Türk Milli Takımı’nın Kosova maçı kampına katılacağını resmi internet sitesinden açıklaması, işin adeta tuzu biber oldu.

Hemen ardından, kahramanlar ve hainler yaratmaya dünden razı olan ve sosyal medyanın sahte gücünü kullanan yüzlerce insan Kerem Demirbay’ı vatan haini ilan etti. Hem de Mesut Özil, Serdar Taşçı, İlkay Gündoğan gibi örnekler ortadayken ve İsviçre Milli Takım kaptanı Gökhan İnler gözümüzün önünde futbol oynarken…

Gerçek şu ki, Kerem’in milli takım tercihini hunharca eleştirenler, aynı pozisyonda kendileri olsa çok büyük ihtimalle aynı kararı verirlerdi. Aslında hangi kararı verirseniz verin bir önemi yok. Zira futbol, bir milletler arası üstünlük göstergesi değil. Futbol, dünyanın en fazla takip edilen eğlencesi. Kin, nefret ve düşmanca duygular bir kenara bırakıldığında daha iyi idrak edilebilecek bir eğlence.

Bir Cevap Yazın