Süper Lig’de sezon sonu yaklaştıkça saha dışı spekülasyonlar artar. Bilhassa şampiyonlukların, saha içi performanstan ziyade, masa başı oyunlarıyla belirlendiği ya da belirlenmeye çalışıldığı yıllardır her sezon sonu futbol sohbetlerinin vazgeçilmez dedikodusudur. Tabii, dönem dönem, bazı takımlar ligi öylesine domine eder ki, bu mesnetsiz iddialar da kendiliğinden taca çıkar. Beşiktaş’ın, kuruluşunun 100. yılında şampiyon olurken sergilediği olağanüstü futbolu 101. yıla taşıması ve sezonun ilk yarısı sona erdiğinde açık ara farkla liderlik koltuğunda oturması, aslında 2003-2004 sezonunun da siyah-beyaz olacağı anlamına geliyordu. Fakat bir anda her şey tersine döndü ve kulüp büyük bir kaosa sürüklendi. İlk yarıda 13 galibiyet ve 4 beraberlik alan takım, ikinci 17 maçta 5 galibiyet, 4 beraberlik ve dördü son dört hafta arka arkaya olmak üzere toplam 8 mağlubiyet yaşadı. Kısacası Beşiktaş, tanınmayacak haldeydi.

Aynı sezon Bursaspor, lig tarihinin en yüksek puanla (40) küme düşen takımı olarak tarihe geçti. Fakat bundan tuhaf şekilde Beşiktaş’ı sorumlu tuttu ve Bursaspor camiası, Beşiktaş’a düşman oldu…

Futbol analizleriyle ve Beşiktaş’a dair yazılarıyla tanıdığımız Jokond, bu husumetin başlangıcını Futbolique için kaleme aldı. Gençlerbirliği teknik direktörü Ümit Özat’ın, Başakşehir maçı öncesindeki ve Fenerbahçe teknik direktörü Dick Advocaat’ın Beşiktaş maçı sonrasındaki demeçlerini, Bursaspor’un bugünkü durumu (Bursaspor, lig tarihinde arka arkaya üç maçta 5 ve üzeri gol yiyen ilk takım oldu) ile birlikte okuyup, 15 Mayıs 2017 Pazartesi günü oynanacak olan Bursaspor-Beşiktaş karşılaşması öncesinde hafızaları tazelemek adına son derece önemli bir derleme…

Bursaspor ile Beşiktaş Arasındaki Husumet Nasıl Başladı? Kim Başlattı?

“Beşiktaş ile Bursaspor arasındaki husumeti başlatan Milliyet haberiyle ilgili yazacağım. Bugün, hem Beşiktaş hem de Bursaspor taraftarı birçok genç kardeşimizi görüyorum. Husumeti başlatan olayı bile bilmiyorlar. Bu konuda inanılmaz bir bilgi kirliliği var, bunun önüne geçip doğru bilgileri ve atılan çamurları iyi aktarmak lazım.

Bursa’nın husumetini başlatan, Milliyet gazetesinde Lube Ayar imzasıyla yayınlanan “Beşiktaş maçı sattı mı?” başlıklı haberdir. Haber başlığı koca puntolarla, ilk sayfadan verilmiştir. Haberin içeriği, başka bir soruşturma sebebiyle dinlemeye takılan şahısların kendi aralarında Beşiktaş’ın Rizespor’a yenildiği maçı konuşmalarından ibarettir. Konuşma metinlerinin hiçbirinde Beşiktaşlı yönetici ya da futbolcu bulunmamaktadır. Bu şahıslar, Beşiktaşlı futbolcuların isimlerini zikrederek Çaykur Rizespor’un ligde kalışını kutlarken, hiçbir şike ve teşvik parasından söz etmezler. Hatta bir konuşmada Beşiktaşlı futbolculara Bursaspor’dan teşvik primi teklif edildiğinden ama “onurlu” çocukların kabul etmediğinden bahsederler. Beşiktaş’a maç sattı mı çamurunu atan diyalog da şudur:

Haberde inanılmaz tespitler yer almaktadır. 78. dakikadaki oyuncu değişikliği, Emre’nin kötü oyunu ve Serdar’ın pozisyon hatası şikeye kanıt gösterilir. Beşiktaş’ın şike yaptığı iddia edilen maç 1-0 bitmiştir. Ve maçın tek golünü Rizespor “penaltıdan” atmıştır. Beşiktaş söz konusu sezonun 2. yarısında olaylı Samsun maçıyla dağılmış, dağıtılmıştır. Fenerbahçe maçının ardından Serdar Bilgili, kapalıdan kovduğu Çarşı’nın yerine yerleştirdiği paralı taraftar profili tarafından küfre maruz kalınca istifa etmiş, beraberinde birçok yönetici de takımdan elini ayağını çekmiştir. Teknik kadro dağılmıştır. Beşiktaş o maçtan sonra Rize maçına kadar oynadığı 3 maçı da kaybetmiştir. Zira takımın başında ne yönetici ne de hoca kalmıştır. Kulüp kaosun içindedir.

Aynı Gazeteci, Aynı Olay, Farklı Tepkiler

Lige çok kötü başlayıp dibi gören Bursaspor ise bileğinin hakkıyla son 5 haftada dirilmiş ve bütün maçlarını kazanmıştır. Beşiktaş’ın, hocasız başkansız kadrosuyla Bursaspor’un emeğini, penaltıdan yediği golle çaldığına inanmak akıl kârı değildir. Bakın üstüne basa basa bir kez daha vurguluyorum: Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan o çirkin haberde bir tane Beşiktaşlının ses kaydı vs bulunmamaktadır. Olay, tamamen bir suç örgütü dinlemesine takılan bir takım insanların kendi aralarında yaptığı konuşmalardan ibarettir. Ama haber büyük ustalıkla, başlığından veriliş şeklinde kadar “algı” yaratma amacıyla kurgulanmıştır. Ve ne yazık ki amacına ulaşmıştır. Haberi yazan ve ses kayıtları üzerinden Beşiktaş’a şike suçlaması yönelten Lube Ayar, bahsi geçen şahısla birçok ünlünün “çok özel” telefon görüşmelerinin kayıtlarını da daha sonra aynı gazetede haber olarak yayınlamıştır. Bu detaya neden değindiğimi de açıklayayım. Aynı gazeteci, yıllar sonra bir televizyon kanalında, Aziz Yıldırım’ın özel konuşmaları yayınlandı diye, aynı şeyi yıllar önce kendisinin yaptığını hiç ama hiç hatırlamayarak, ortalığı ayağa kaldırmıştır.

Haber Milliyet gazetesinde yayınlanınca Forza Beşiktaş forumunda bir kampanya başlatmıştım. Gazetenin ombudsmanı Derya Sazak’ı mail bombardımanına tutmuştuk. Yaptığımız şikayeti yerinde bulup bir sonraki köşesini tamamen bu olaya ayırmış, kendi gazetesinin muhabirine adeta ders vermişti. Ombudsman’ın görüşü: 28 Temmuz tarihli ‘Beşiktaş maçı sattı mı?’ başlığı, bant kayıtlarını okuyan okurlarda futbolcularla ilgili kuşku uyandırmasına karşılık, BJK yönetimiyle Rizespor arasında ‘şike’ yapıldığı konusunda ne tür delillere ulaşıldığı Lube Ayar’ın araştırma haberinde yer almamaktadır. Ayrıca böyle bir dizi hazırlanırken, Spor Servisi ile iletişim kurularak 2004’teki olayın aşamalarının takip edilmesi gerekirdi. Beşiktaş’ın maçı satıp satmadığını anlamak için soruşturmadaki bant kayıtları önemli bir tespit olmakla birlikte, hükümde bulunmak için yeterli değildir!

Daha çok şey yazılır da ben kısa keseyim. Benim bu olayda en çok ağrıma giden şey ise Beşiktaş’ın futbol sahalarında görülmemiş bir operasyonla dağıtıldığı bir sezonda, dönemin Beşiktaşlı yöneticileri, Beşiktaş’ın hakkını arayıp gerçekleri ortaya çıkaramamış daha da beteri bu çamur Beşiktaş’ın üzerine yapışmıştır. Günün anlamına uygun olarak rahmetli Seba Babamızın sözüyle bitirelim: Beşiktaş için bir şeyler yapmak istiyorsanız kimsenin adamı olmayın!”

Bir Cevap Yazın