Futbol Sevinçle Güzel

Amerikan futbolu ile bizim bildiğimiz ve sevdiğimiz futbol arasındaki farklar saymakla bitmez. Geçtiğimiz sezon başına kadar da bu iki sporun tek ortak noktası, kendi dilimizde her ikisine de “futbol” dememizdi. Ta ki bir gol sevinci okyanusu aşıp gelene kadar. O dönem Juventus’ta forma giyen Paul Pogba, attığı gollerden sonra ilginç ve daha önce görmediğimiz bir şekilde sevinmeye başladı. Yaptığı hareket, rekortmen Jamaikalı atlet Usain Bolt ve Fenerbahçeli eski futbolcu Daniel Güiza’dan aşina olduğumuz “ok” işaretine benziyordu fakat bunu yaparken yüzünü de, büktüğü dirseğinin altına gelecek şekilde koluna doğru eğiyordu. Üstelik bu vaziyette kalmayıp, başını ve kollarını hızlıca hareket ettiriyordu. Bu sevinç futbol severlerin büyük kısmı tarafından beğenildi ve herkes duruma çabucak adapte oldu. Pogba golleri attıkça hepimiz “şimdi o kendine has kutlamasını yapacak” diye beklemeye başladık. Peki neydi bu hareketin anlamı? Kaynağı kimdi? Nereden çıkmıştı? Sorularımızın cevabını almak için tekrar Amerika’ya uzanmamız gerekiyor.

Dab

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; Avrupa futboluna Pogba ile giren bu hareketin adı “Dab”. İlk olarak, Atlantalı hip-hop şarkıcısı Skippa da Flippa’nın “How Fast” adlı şarkısında ortaya çıkmış olmasına karşın, bir diğer Atlantalı hip-hop grubu olan Migos tarafından “Look at My Dab” şarkısı ile dünyaya tanıtıldı. Grup üyeleri Quavo ve Takeoff, Türkçeye, hafif bir kuvvet uygulayarak bastırma olarak çevirebileceğimiz “dab” kelimesini açıklarken, bu hareketin, şırıldamak anlamına gelen “babbling” kelimesi ile ses benzeşmesi sonucu türediğini söylemişlerdi. Belki Pogba yapmıyor ama orijinal dab dansındaki dalgalanma hareketi de buradan geliyor.

Cam Newton ve Dab Sevinci

Orijinali demişken, dansın hip-hop’ın yanı sıra spor dünyasında da popüler hale gelmesinin temel sebebi Amerikan Futbol Ligi (NFL) takımlarından Carolina Panthers’ın oyun kurucusu (QB) ve doğma büyüme bir Atlantalı olan Cam Newton. Yıldız futbolcu, takımı touchdown yaptığında dab dansını öylesine başarıyla icra ediyor ki, Migos grubu bir video hazırlayarak Cam Newton’ı resmi olarak Dab dansının babası (Dab Daddy) ilan etti. Newton’ın ardından NFL’de geçen sezonun başlarında Cincinati Bengals half beki Jeremy Hill de bu sevinci sergiledi. Onu ünlü NBA yıldızı Lebron James izledi. Hareket Avrupa kıtasına yayılmadan önce tenisçi Victoria Azarenka tarafından da kucaklandı. Dahası, siz bu yazıyı okuduğunuz sırada belki de çoktan seçilmiş başkan olacak Hillary Clinton bile katıldığı bir programda “Dab Dansı” yapmayı öğrendi. Popüler kültür yeni bir öğe daha kazanmıştı artık.

Baskı mı? Ne Baskısı?

İtalya’da Pogba, Fransa’da PSG’li futbolcular ve İngiltere Premier Ligi’nde ise geçtiğimiz yılın Ocak ayında Romelu Lukaku ve Jesse Lingard attıkları golleri Dab Dansı ile kutladı. Hareket öylesine popüler oldu ki EA Sports, dab sevincinin FIFA 17’de yer alacağını duyurdu. Dansın, genelde kendi içinde bir mantığı ve anlamı olan gol sevinçleri/kutlamaları arasında yerini almasının altında ise daha derin bir felsefe yatıyor olabilir. Sporcular, “baskıyı severim, baskı altında mücadele etmekten kaçınmam, baskı beni yıldırmaz ve tıpkı kayaların üstünden dalgalanarak/şırıldayarak akan su gibi baskıdan sıyrılabilirim” demeye çalışıyor olabilir mi? En azından tenisçi Victoria Azarenka için öyle. Zira bu hareketi sevdiğini söyledikten sonra yukarıdakilere benzer cümleler kullanarak, baskı altında daha iyi oynadığını anlatmıştı WTA turundaki bir maçının ardından.

Baskı ya da eski kullanımıyla tazyik, bir futbolcuyu çok zorlayabilir. Hele ki dünyanın en pahalı futbolcusuysanız. Manchester United formasıyla ilk golünü Eylül ayı sonunda atan Paul Pogba uzun bir süre boyunca dab dansı da yapamadı. Watford’a 3-1 kaybettikleri maçın ardından rakip takım kaptanı Troy Deeney ona nazire yaparcasına galibiyeti dab dansıyla kutladı. Belki de Ada’ya transfer olmayıp futbol hayatına Juventus’ta devam etmeli, böylece bu denli büyük bir baskıyla başa çıkmak zorunda kalmamalıydı. Bunun cevabını asla öğrenemeyeceğiz. Attığı golleri Amerikalı şarkıcı Drake’in “Hotline Bling” şarkısındaki dans figürüyle kutlayan Antoine Griezmann bu konuda ne düşünüyor acaba? Bu da başka bir yazının konusu olsun…

Bir Cevap Yazın