Başakşehir 3 – 1 Beşiktaş

Beşiktaş, 2016-2017 sezonunun, oynandığı ana kadarki en önemli maçında, Başakşehir’e 3-1 mağlup oldu. Bu sonuçla rakibi ile arasındaki puan farkı dörde indi. Şampiyonluk yarışının birkaç hafta daha devam edeceği de böylece kesinleşti. Beşiktaş, kalan 5 haftada Fenerbahçe, Kasımpaşa ve Osmanlıspor’u ağırlayıp, Bursa ve Gaziantep deplasmanlarına gidecek. Başakşehir ise Antalyaspor, Trabzonspor ve Kayserispor ile deplasmanda, Gençlerbirliği ve Adanaspor ile de evinde oynayacak. Fikstür dikkate alındığında Beşiktaş’ın avantajlı olduğu ve muhtemelen lig bitmeden şampiyonluğunu ilan edeceği söylenebilir. Fakat bir gerçek var: Beşiktaş puan farkını 10’a çıkarma fırsatını bazı sebeplerden ötürü harcadı. Peki neydi bu sebepler?

Kanadı Kırık Kartal

Öncelikle Başakşehir’in ilk yarıdaki maçta olduğu gibi Beşiktaş’ı iyi çalıştığını hatta ezberlediğini vurgulamak gerek. Atiba ve Oğuzhan’ın topla oynamasına müsade etmedi, kanat oyuncularını oyuna dahil etti, tüm eksiklerine rağmen oyun tarzını Kartal’a kabul ettirdi. Karşılığını da 20 dakikada atılan 3 golle aldı.

Ancak Beşiktaş, genellikle, rakibinin oyununu kolay kabullenecek bir ekip değil. Burada da Ricardo Quaresma faktörü devreye girdi. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en overrated futbolcusu olan Quaresma, takım oyununa adeta savaş açmış bir kanat oyuncusu. Asla savunmaya yardım etmiyor, koşmuyor, sürekli kendi başına oynamak istiyor. Sahanın sol köşesinde ayağına top beklemekten arta kalan zamanlarda isabetsiz trivela ortalar yapıyor. Çoğu zaman aldığı topları eziyor. Sürekli duran topların başına geçiyor ve genellikle hepsini harcıyor. Takımın ritmini bozuyor. Üstelik sürekli sarı/kırmızı kart görme riski var. 34 yaşında olması ve enerjisinin çabuk tükenmesi de cabası. Siyah-Beyazlılar, bu oyun yapısıyla Quaresma’ya tahammül edecek durumda değil. Zira Quaresma bir Sergen Yalçın ya da Alex değil. Oyunda kaldığı her dakika Beşiktaş bir kişi eksik oynuyor. Buna Babel’in etkisiz kalması da eklenince Kartal’ın kanatları kırıldı.

Atiba ve Talisca Beşiktaş’ın en önemli parçaları. Biri kötü günündeyken yine idare edebiliyorlar. Ama ikisi de kötü olunca Beşiktaş futbol oynayamıyor. Başakşehir karşısında Atiba orta sahada Talisca da ön bölgede kayboldu. Topu her aldıklarında, 3-4 turuncu formalının baskısına maruz kaldılar. Atiba zaten her iki Lyon ve Adanaspor maçlarında eski formunda olmadığının sinyallerini vermişti. Talisca da beklenen performansı gösteremeyince kötü oyun ortaya çıktı.

Evet, Beşiktaş kötüydü. Fakat çok erken gelen ilk golün şoku, ofsayttan atılan bir golle ikiye katlandı. Adebayor’un golünden önce Visca’nın Attamah’tan pas aldığı pozisyon bariz (yaklaşık yarım metre) ofsayt. Cüneyt Çakır’ın standardı olmayan kararları maç boyunca her iki takıma da sorun yarattı. Bir pozisyonda faul verdiğine diğerinde “ikili mücadele” dedi.

Ligin en iyi futbol oynayan 3 takımı

Başakşehir’in ikinci sırada olması da tesadüf değil. Son derece doğru hamlelerle sezon başında Caiçara ve Cengiz Ünder’i, devre arasında ise Adebayor ve İrfan Can Kahveci’yi transfer ettiler. Belirli bir plan çerçevesinde ve hedef doğrultusunda ilerleyen Başakşehir, Beşiktaş ve Trabzonspor ile birlikte ligin en iyi futbol oynayan üç takımından biri. Bulundukları konumu sonununa kadar hak ediyorlar ve böyle giderse önümüzdeki yıllarda daha da güçlenebilirler. Her şeye rağmen Başakşehir’in, İngilizce tabirle, bir “underdog” olmadığını da vurgulamak gerek. Zira yapılan yatırımlar neticesinde takımın piyasa değeri, Başakşehir’i üç büyüklerden sonra ligin en pahalı kadrosu haline getirmiş durumda.

Kalan bölümde Antalya ve Trabzon deplasmanlarına gidecek olan Başakşehir’in gücü iki kez daha testten geçecek. Uzun yıllardır Beşiktaş maçlarına daha iyi konsantre olan Başakşehir’in sezonu kaçıncı sırada tamamlayacağını hep birlikte göreceğiz.

Bir Cevap Yazın