Yugoslavya’nın dağılma sürecine girmesiyle ülkedeki etnik gruplar arasında ezelden beri yaşanan gerilimler yerini silahlı çatışmalara bırakmıştı. Bu çatışmaların birinde Sırp güvenlik güçleri, Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) kurucularından Adem Yaşari’yi öldürdü ve 15 ay boyunca devam edip Haziran 1999’da Yugoslavya’nın NATO tarafından bombalanmasıyla sona erecek olan Kosova Savaşı da böylece başlamış oldu. Silahlar sustuğunda binlerce sivil hayatını kaybetmiş, yüzbinlerce insan mülteci konumuna düşmüş ve bir ülke tüm kurumlarıyla birlikte yıkılmış haldeydi. Futbol da bu yıkımdan fazlasıyla nasibini aldı. Komşu ülkelere iltica etmek zorunda kalan Arnavutlar ve Kosovalılar gittikleri yerlerde hayata tutunmanın yollarını ararken futbolla tanıştı. Bilhassa İsviçre’de, Avrupa futbol altyapısına dahil olan mülteci çocuklar yavaş yavaş piramidin tepesine tırmanmaya başladı.

Kosova 2008 yılında, tek taraflı olarak Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan etti. 40’lı yıllardan beri Süper Ligi ve Futbol Federasyonu olan ülke, derhal FIFA’ya üyelik başvurusunda bulundu. Ancak FIFA, bu talebi, Kosova’nın “uluslararası toplum tarafından tanınan bağımsız bir devlet” olmadığı gerekçesiyle reddetti ve bu sebeple dostluk maçı bile oynayamayacağını açıkladı. Oysa Kosova, o tarihte Birleşmiş Milletler’e üye 192 ülkenin 51’i tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınmıştı.

Spor ve siyasetin içiçe geçtiği bir dönemde Kosova’nın bağımsızlığına karşı çıkan Rusya ve Çin ile bağımsızlığı destekleyen Batı dünyası arasındaki ilişkilerin yumuşadığı 2012’de ise FIFA, dört yıl önce aldığı kararı düzeltti ve Kosova’ya alt yaş kategorilerinde, amatör ve kadın liglerinde uluslararası düzeyde oynama izni verdi. Ancak bu karar, Kosova Futbol Federasyonu’nu ve Kosova asıllı futbolcuları tatmin etmedi. Üstelik bu tarihte Kosova’yı bağımsız bir devlet olarak tanıyan BM üyesi ülkelerin sayısı 97’ye yükselmişti. Eylül 2012’de eski Galatasaraylı Lorik Cana’nın öncülüğünde Xherdan Shaqiri, Granit Xhaka ve Valon Behrami, FIFA Başkanı Sepp Blatter’e hitaben yayınladıkları deklarasyonla, Kosova milli takımına dostluk maçları oynama izni verilmesini talep etti. Bu çağrı geç de olsa karşılık buldu ve FIFA, Şubat 2013’te Kosova’ya “resmi olmayan maçlarda” oynama kapısını açtı.

Kosova’nın Nihai Zaferi

Kosova, tarihinin, FIFA tarafından tanınan ilk maçında, 5 Mart 2014 tarihinde Mitorviçe Adem Yaşari Olimpiyat Stadyumu’nda Haiti ile karşılaştı. Tamamen dolu tribünlerde oynanan maç 0-0 sonra erdi. İki ay sonra aynı statta bu kez Kosova-Türkiye maçı oynandı. Karşılaşma 6-1 Türk milli takımının üstünlüğü ile sona erse de, Albert Bunjaku Kosova’nın ilk golünü atan futbolcu olarak tarihe geçti. Senegal’e 3-1 kaybedilen maçtan sonra Umman’ı 1-0, Ekvator Ginesi’ni de 2-0 mağlup eden Kosova, Arnavutluk karşısında bir başka tarihi maça çıktı ve sahadan 2-2’lik beraberlikle ayrıldı.

Avrupa futbolunda sesini duyurmaya başlayan Kosova’nın zirve yaptığı dönemse 2016 yazı oldu. Kosova kökenli bir çok futbolcu, İsviçre ya da Arnavutluk milli takımlarıyla Euro 2016’ya hazırlanıyordu. Şampiyonanın hemen öncesinde ise  Arsenal, İsviçre doğumlu Kosovalı bir Arnavut olan Granit Xhaka’yı transfer etti. Aynı günlerde Kosovalıları sevindiren bir başka spor olayı daha oldu ve UEFA, yıllar süren garabete son vererek Kosova’yı üyeliğe kabul etti. FIFA da aynı yolu izleyerek Kosova’yı tam üyeliğe kabul ettiğini açıkladı. Bu karar, Kosova’nın bundan böyle Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası elemelerine katılabileceği anlamına geliyordu.

Kararın hemen ardından oynanan Faroe Adaları maçını 2-0 kazanan Kosova milli takımı için artık tek hedef olarak, ilk resmi karşılaşmaya çıkmak kalmıştı. Bekleyiş fazla uzun sürmedi ve Dünya Kupası Avrupa elemelerinde Türkiye’nin de bulunduğu I grubu ilk maçında, Finlandiya ile Turku’da karşı karşıya geldiler. 1-1 sona eren tarihi maçta Kosova’nın golünü penaltıdan atan 23 yaşındaki Valon Berisha, hiç görmediği ülkesinin formasını giymek için Norveç milli takımını bırakmıştı. Tıpkı Arnavutluk’u bırakan kaptan Samir Ujkani ve İsviçre’yi bırakan Albert Bunjaku gibi.

Bu tarihi ve dramatik süreç, ülkemizde, Beşiktaş kaptanı Necip Uysal üzerinden okundu ve maalesef pek ilgi görmedi. Bir gerçek var ki, güzel oyunu uluslararası seviyede oynamak için verdiği mücadeleyle Kosova, bundan çok daha fazlasını hak ediyor…

Bir Cevap Yazın