Dün akşam Şampiyonlar Ligi çeyrek finalindeki Borussia Dortmund-Monaco eşleşmesinin ilk ayağı, turnuvanın her zamanki saatinde Signal Iduna Park’ta oynanacaktı. Fakat Dortmund takım otobüsü, yakınındaki çalılara tuzaklanmış üç bomba düzeneğinin patlaması sonucu hasar aldı. Kırılan camlar, İspanyol futbolcu Marc Bartra’nın bileğine isabet etti ve Bartra, hemen hastaneye kaldırıldı. Sağ bileğinde kırığa sebep olan şarapnel parçası ameliyatla alındı. Maç da bir sonraki güne (12 Nisan) ertelendi. Monaco taraftarları olayı öğrenince “Dortmund” diye tezahüratlarda bulundu. Monaco kulübü, şehirde kalmaları için her taraftara 80 euro vereceğini açıklasa da, oluşan dostluk ortamıyla Dortmund taraftarları Monaco’luları evlerinde misafir etti.

Olayın bir terör saldırısı mı yoksa başka bir motivasyonla mı yapıldığı ilk anlarda net değildi. Ancak Dortmund polisi, olaydan hemen sonra imzasız bir mektup bulduğunu açıkladı. Bu mektupta, terör örgütü DAEŞ’in Avrupa’da gerçekleştirdiği önceki saldırılara atıfta bulunularak, bundan sonra da ses getirecek benzer saldırılar yapılacağı yazılıydı. Saldırı, daha ciddi sonuçlara yol açabilirdi. Bu açıdan bakıldığında ucuz atlatıldığı söylenebilir. Fakat bu, ilk değildi ve görünen o ki, maalesef son da olmayacak.

Paris 2015

Kasım 2015’te, Fransa-Almanya hazırlık maçı sırasında terör, Avrupa’da ilk defa futbolu hedef aldı. Paris’in 7 farklı noktasında aynı anda bombalar patladı, çatışmalar yaşandı, 200 yakın insan hayatını kaybetti. Saldırıların bir futbol maçına ve bir rock grubu konserine yapılması, terörün daha büyük bir infial yaratmak adına popüler olanı hedefine oturtması anlamına geliyor. Dortmund saldırısı da bu açıdan önemli. Aynı gün, Diyarbakır’da, Suriye’de ve Afganistan’da ölümcül terör saldırıları yaşansa da, kimsenin ölmediği fakat bir futbolcunun yaralandığı saldırı çok daha fazla konuşuldu. Futbolun evrensel gücünü kavrayan terör örgütleri de doğal olarak bunun farkında. Geniş çaplı spor organizasyonlarının güvenliğini sağlamak adına geçmişte alınan önlemler bundan böyle yeterli olmayabilir.

Yapılması gereken ise aslında çok basit. Avrupa ülkelerinin yöneticileri, terörü kaynağında bitirmek ve yayılmasını önlemek adına adım atmalı ya da atılan adımları desteklemeli. İçinde bulunduğumuz çağda terörden “duvar örerek” uzak durmak, kaçmak artık mümkün değil. Türkiye’de, Suriye’de veya Avrupa’nın herhangi bir şehrinde eylem yapanlar, aynı teröristler. Sorun ortaksa, çözüm de ortak olmalı. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mentalitesi er ya da geç sahibine zarar verir. Bu idrakle, vakit kaybetmeden önlem alınması elzemdir.

Bir Cevap Yazın