Gürcistan, tarih boyunca, bilhassa Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından futbol dünyasında söz sahibi bir ülke olamadı. Dinamo Tiflis’in, Avrupa’da kupa kazandığı ve üst düzey rakiplerle başa baş yarıştığı bir dönem olsa da, bu örnek hep istisna olarak kaldı. Gürcü futbolunu Avrupa’ya hatırlatansa şüphesiz Şota Arveladze oldu. İkiz kardeşi Arçil ile birlikte, Dinamo Tiflis’te oynarken hazırlık maçı için geldiği Trabzon’da kaldılar. Şota, Avrupa kariyerinin ilk adımlarını da burada, Trabzon’da attı. Dört sezon formasını giydiği Bordo-Mavili ekiple bir Türkiye Kupası ve bir Cumhurbaşkanlığı Kupası kazanmasının yanı sıra, 95-96 sezonunda attığı 25 golle gol kralı oldu. Ardından kariyerine Ajax, Rangers ve AZ Alkmaar kulüplerinde devam etti.

Dün…

Şota, futbol kariyerini “Dün” adlı kitabında özetledi. Gece Kitaplığı’ndan Ocak 2017’de çıkan kitap Harun Çimke tarafından Türkçe’ye çevrildi. Futbol adamlarının biyografilerini ya da anılarını okumak genelde eğlenceli ve bilgilendiricidir. Ancak Şota’nın kitabında her ikisi de mevcut değil. Her şeyden önce kitap, çok sayıda imla ve anlatım hatası barındırıyor. Neredeyse her sayfada göze çarpan ve çeviriden de kaynaklanmış olabileceği akla gelen bu hatalar, kitabın akıcılığını öldürüyor, okuru kitaptan ve olaylardan koparıyor.

İkinci önemli eleştirimiz ise Şota’nın biyografi ya da anı yazmak yerine, adeta kişisel bir kronoloji yazdığına dair. Futbola başladığı ilk günlerden itibaren, kendisi için önem arz eden maçları, milli takımdaki serüvenini ve hatta attığı golleri dakikalarına varana kadar anlatan Şota, kitabın daha ilgi çekici hale gelmesini de böylece engelliyor. Alıştığımız nüktedan, eğlenceli ve kontra çıkışlarıyla güldüren Şota’ya bu kitapta rastlayamıyoruz. İnternetten ulaşılabilecek ansiklopedik bilgiler kitabın geneline hakim ve şahsi anılara çok az yer verilmiş.

Nadir değindiği anılarından birinde, o dönem İngiltere’de oynayan Georgi Kinkladze ile “Londra’da kimin daha fazla tanındığına” dair iddiaya girmelerini anlatıyor. Şota, Türk’e benzettiği birine yaklaşınca adam, “Merhaba Şota kardeş, nasılsın?” diyor ve Şota da bunu “Kurban olduğum Türk, Hızır gibi yetişti. O olmasaydı ben ne yapardım. Beni 2000 sterlinlik hesaptan kurtardı” şeklinde hatırlıyor. “Ayılar” hakkında düşünceleri de bir hayli enteresan…

Bunların yanı sıra, Şota Arveladze, anlaşılabilir sebeplerden ötürü yalnızca futbolculuk günlerini anlatıyor. Uzun bir süredir teknik direktörlük yapan Şota, muhtemelen bu döneme dair ayrı bir kitap yazacaktır. Özellikle, Fenerbahçe Teknik Direktörü Hollandalı Dick Advocaat’ı, “futbolda idol olarak gördüğüm en önemli şahsiyet” olarak nitelediği dikkate alınırsa…

Bir Cevap Yazın