Olağandışılığın Cazibesi

Dünyaca ünlü yıldız futbolcuların son yıllarda Çin, Katar, BAE, Suudi Arabistan ve hatta Hindistan liglerine transfer olmalarına alışmaya başladık. Bu ülkelerin yanı sıra Amerikan MLS de epeydir rağbet görüyor. Pele ve Cruyff ile başlayıp David Beckham ile devam eden bu furyada Thierry Henry, Steven Gerrard, Frank Lampard, Didier Drogba, Andrea Pirlo ve daha bir çok yıldız ismin yolu Amerika’ya düştü. Ücretler Orta Doğu ya da Asya ülkelerindeki kadar değildi. Ama ABD liginin nisbi kalitesi, izlenme oranları dolayısıyla reklam kapasitesi ve popülaritesi ile ülkede konuşulan dil; kariyerlerinin sonuna yaklaşan elit futbolcuların tercihlerini büyük ölçüde etkileyen unsurlar. Peki, bu saydıklarımızın hiçbirine sahip olmadığı halde, İngiltere alt liglerinde, küçük statlarda az sayıda seyirciye oynayan bir kulüp, futbol tarihinin gelmiş geçmiş en önemli isimlerini transfer edebilir mi? Eskiden edebilirdi…

Bobby Charlton

Sir Bobby Charlton, 17 yıllık Manchester United kariyerine nokta koyup ikinci lig ekibi Preston North End’in teknik direktörü olmaya karar verdiğinde 36 yaşındaydı. Saha içindeki performansını saha kenarında gösteremeyince takım 1973-74 sezonunda üçüncü lige düştü. Ertesi sezon futbola geri dönen Bobby, Preston ile çıktığı 45 maçta 10 gol attı. Fakat asıl büyük sürpriz, kulüp yönetimi ile anlaşmazlık yaşayıp Preston’dan ayrıldıktan sonra İrlanda Ligi takımlarından Waterford United’a imza atmasıydı. Charlton, kulüple bilet gelirlerinin bir kısmı karşılığında anlaşmıştı ve bu nedenle orada kalması için tribünlerin dolması gerekiyordu. 18 Ocak 1976’da St. Patrick’s Athletic karşısında çıktığı ilk maçında muhteşem oynadı ve Waterford, maçın yanı sıra 1900 poundluk rekor gişe hasılatını da kazandı. Ancak sonraki maçlarda beklenen gelir elde edilemeyince Charlton’ın İrlanda macerası kısa sürdü ve dört maç oynadıktan sonra futbolu bıraktı. Maç raporlarında ve dönemin gazetelerinde, 39 yaşında olmasına rağmen Bobby Charlton’ın sahadaki tüm futbolculardan daha fit göründüğü yazılıdır.

Edgar Davids

İlerleyen yaşına rağmen formunu koruyan ve İngiltere alt ligine transfer olan bir başka isimse Surinam asıllı Hollandalı Edgar Davids. 2010 yılında Championship ekiplerinden Crystal Palace’ta yalnızca 7 maç oynadıktan sonra, Ekim 2012’de oyuncu/menajer olarak ikinci ligde yer alan Barnet’in başına geçen Davids, Bobby Charlton’a benzer şekilde takımını ligde tutmayı başaramadı. 40 yaşındayken Barnet formasıyla çıktığı 29 maça karşın takımı sezon sonunda Konferans liginin yolunu tuttu. 2013-14 sezonunun ilk 8 maçında 3 kırmızı kart görünce futbola veda etme vaktinin geldiğini anladı. Pitbull’un Barnet döneminden akıllarda kalan ise, rastalı saçları ve koruyucu gözlüklerinin yanı sıra geleneksel olarak kalecilerin tercih ettiği 1 numaralı formayı giymesi oldu.

İngiltere alt ligleri, çeşitli sorunlarla mücadele eden efsane futbolcuların da uğrak yeri olmuştur. Bahse konu sorunların başındaysa alkolizm gelmekte. Alkol bağımlısı futbolcular listesinde ilk sıralarda yer alan Kuzey İrlandalı efsane George Best’in kariyerinin son dönemlerinde çeşitli ülkelerin alt lig takımlarında birkaç maçlığına da olsa forma giymişliği var ki bu başlı başına geniş bir yazının konusu. Benzer şekilde İngiliz futbolunun haşarı çocuğu Paul Gascoigne de futbol hayatını 35 yaşında geldiği birinci lig ekibi Burnley’de altı maç, iki sezon sonra imza attığı ikinci lig takımlarından Boston United’ta ise 3 ay sürdürdü. Gazza, şu sıralar ciddi sağlık sorunlarıyla boğuşuyor.

Jimmy Greaves

Alkole bağlı rahatsızlıkları yüzünden felç olan ve tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamak zorunda kalan efsane Jimmy Greaves’e de bu bahiste değinebiliriz. Tottenham Hotspur formasıyla 60’lara damga vuran Greaves, West Ham’da iki sezon oynadıktan sonra futbola ara verip alkol tüketimine yoğunlaştı. Greaves, bağımlılığına çare olması umuduyla 1975’te tekrar yeşil sahalara döndü. Önce yerel amatör takım Brentwood arından, 7. kademe takımlarından Chelmsford City’de kısa süre top oynadı. 37 yaşında adım attığı Barnet’te orta sahada forma giymesine rağmen iki sezonda 25 gol kaydederek yılın futbolcusu bile seçildi. Futbola devam etmek istese de yapamadı ve yarı amatör Woodford Town’da çıktığı birkaç maçın ardından futbolu bıraktı. Jimmy Greaves halen İngiltere milli takımı adına kaydettiği 44 gol ile bu alanda Wayne Rooney (53), Bobby Charlton (49) ve Gary Lineker’in (48) ardından dördüncü sırada yer alıyor.

Socrates

Futbol tarihinin en büyük yıldızlarından biri sayılan Brezilyalı Socrates’in İngiltere’ye “transfer olma” hikayesi de bir hayli olağandışı. Simon Clifford adlı bir öğretmenin Brezilya’ya gidip futbol teknikleri öğrenmeye ve İngiltere’ye döndükten sonra gençlere salon futbolunu öğreten okullar açmaya karar vermesi bu hikayenin başlangıcı sayılabilir. Clifford, 2003 yılında İngiliz futbol piramidinin dokuzuncu kademe liglerinden Kuzey Bölgeleri Doğu Ligi’nde mücadele eden Garforth Town’ı satın aldığında yalnızca Brezilya futboluna dair teknik bilgilere değil, dünyaca ünlü Brezilyalı futbolcuların telefon numaralarına da sahipti.

Clifford, her iki sermayesini de kullanmaya karar verdi. Garforth Town teknik direktörü olarak 2004’te 50 yaşında olan Socrates’i, yalnızca bir aylık bir kontratla geri dönmeye ikna etti. 20 Kasım’da oynanan Garforth Town-Tadcaster Albion maçı için Genix Healthcare stadına gelen 1.385 şanslı futbolsever, oyuna sonradan girip, 20 metreden müthiş bir şut atan Socrates’i son bir kez izleme fırsatını kaçırmadı. 90’ları domine eden Machester United kadrosundan Lee Sharpe da aynı yıl sarı-mavili formayla 21 maçta 6 gol attı.

Küçük ve adı sanı duyulmamış takımların önemli transferler yapması, ne sebeple olursa olsun futbol dünyasının en ilgi çekici olaylarından biri. Dolayısıyla, futbolu futbol yapan amatör ruhtan nasibini almayanların oluşturduğu “Kaç yaşına geldi, artık bırakmalı” lobisi için bir anlam ifade etmese de bizler, hala, üzerinde baskı oluşturmasın diye 100.000 pound yerine 99.999 pound ödenerek transfer edilen Jimmy Greaves’i, 105 milyon euroluk Paul Pogba’ya tercih ediyoruz.

Bir Cevap Yazın