Türkçeye Zafer Vuruşu olarak çevrilen A Shot At Glory filmini izlemeyeniniz yoktur. Robert Duvall ve Micheal Keaton gibi iki büyük yıldıza Rangers efsanesi Ally McCoist’in eşlik ettiği, Kilnockie adlı hayali İskoç alt lig takımının İskoçya Kupası’nda finale çıkışını konu edinen, futbolda, sporda ve hayatta inandığınız zaman başaracaklarınızın sınırı olmadığını sade bir dille anlatan bir futbol dramasıdır Zafer Vuruşu. Aslında, Gordon McLeod (Robert Duvall) ve öğrencilerinin hikâyesi, günümüz futbol ‘endüstrisinde’ görmeye pek alışık olmadığımız, unutulmaya yüz tutmuş türden bir başarıdır. Zira artık zengin olan güçlü, güçlü olan başarılıdır. Sistem acımasızdır, küçük takımlara bizim gibi romantik yaklaşmaz, her daim güçlünün kazanmasından yanadır.

Kısıtlı imkânlar ve olağanüstü zor koşullarda, futbol seviyesi bakımından fersah fersah ileride olan rakiplere karşı verilen bir onur mücadelesinin gerçek hikâyesini futbol sahalarında görmeyeli epey uzun zaman oldu. 1992 Avrupa Futbol Şampiyonası’na sonradan davet edildiği halde, futbolcularını yaz tatillerinden kampa çağıran Danimarka turnuvayı şampiyon tamamlamıştı mesela. 2000 yılında amatör küme takımı Calais RUFC Fransa Kupası finalinde, Nantes’a son saniyede yediği penaltı golüyle kaybetmişti. 2004 FA Cup finalinde Manchester United’a karşı boy gösteren Milwall’dan sonra 2013’te de bir dördüncü kademe takımı olan Bradford City, İngiltere Lig Kupası’nda hem de Watford, Wigan, Arsenal ve Aston Villa’yı eleyerek finale çıkmayı başarmıştı. İngilizcede seviye olarak altta olanın favori olanı yendiği müsabakaları anlatmak için kullanılan ve biraz da kutsal metinlerde geçen Davud’un Golyat’ı mağlup etmesi olayından esinle, Giant Killer (Dev Öldüren) olarak adlandırılan bu durum son olarak İtalya’da yaşandı.   

Alessandria’nın Kupa Yürüyüşü

1912’de kurulan Unione Sportiva Alessandria Calcio, İtalya’nın Piyemonte bölgesinde yer alan 430 bin nüfuslu Alessandria şehrinin takımı. Serie A’nın bölgesel turnuvalardan lig usulüne döndüğü 1929 yılından itibaren en üst ligde 13 sezon geçiren Alessandria, Milan’ın ve İtalya Milli Takımı’nın efsane orta sahası Gianni Rivera’nın da yetiştiği kulüp aynı zamanda.  Ancak onları futbol dünyasının gündemine taşıyan ne kulüp tarihi, ne de yetiştirdiği futbolcular. Ligi ilk sekiz içerisinde bitiren takımların son 16 turundan itibaren katıldığı ve seri başı olarak kendi sahalarında mücadele etme hakkı kazandığı İtalya Kupası’nda, İngiltere’deki veya başka ülkelerdeki gibi “Külkedisi” hikâyeleri görmek neredeyse imkânsızken ortaya çıktı, İtalya üçüncü ligi olarak da adlandırabileceğimiz Lega Pro’da Serie B’ye yükselme mücadelesi veren Alessandria. İlk turda Serie D takımlarından Alto Vicentino’yu maçın hemen başında buldukları iki golle mağlup etmeyi başardılar.

İkinci turda rakip bu kez Serie B takımlarından savunmasıyla ünlü Pro Vercelli’ydi. Alessandria, kendisini pek de önemsemeyen rakibi karşısında 1-2 kazanarak üçüncü tura çıkmaya hak kazandı ve bu turda kendileriyle aynı ligde mücadele eden Juve Stabia’yı yaklaşık 6.000 kapasiteli Estadio Giuseppe Moccagatta’da ağırladılar. Massimo Loviso’nun golüyle bu maçı da kazanan Alessandria dördüncü tura yükselerek en azından büyük bir kulüple karşılaşmayı ve bu maçın ulusal kanaldan canlı yayınlanmasını garanti altına almış oluyordu. Zira Alessandria gibi bir kulüpseniz, taraftarlarınızı ülkenin büyük stadyumlarından birinin deplasman tribününe götürmek, bazen kendi liginizde aldığınız galibiyetlerden daha değerli olabilir.

Alessandria, 2 Aralık 2015’te La Favorita çimlerine ayak bastığında,  maça gelen az sayıdaki Palermo taraftarı galibiyet hatta farklı bir skor umuyordu. Karşılaşmanın hemen başında bir önceki maçta turu getiren Loviso’nun penaltı golüyle öne geçen Alessandria, 10 kişi kalan rakibi karşısında ilk yarıda bir gol daha bularak soyunma odasına iki farkla önde girdi. Palermo ikinci yarıda farkı bire indirip beraberlik için yüklenmeye başladı ama Alessandria’nın pes etme niyeti yoktu. Üçüncü golü bulup üstüne bir de 10 kişi kaldılar, hatta maçın sonlarına doğru Alberto Gilardino, Palermo adına farkı bire indirdi. Fakat son düdük çaldığında küçük çaplı bir mucize gerçekleşmiş, Alessandria Palermo’yu elemişti.

Davut vs Golyat

Son 16 turundaki rakip bir diğer Serie A takımı olan Genoa’ydı. Yine kendi sahasından uzakta ve yine dev bir rakiple karşılaşan Alessandria maça kontrollü başladı. Sağlam savunma anlayışı ve biraz da doğru uyguladıkları ofsayt taktiği ile Genoa’yı durdurmayı başardılar. İlk yarı golsüz sona erdi. İkinci yarının hemen başında gelişen kontra atakta golü bulan Alessandria, savunmaya daha da ağırlık verdi. Buna karşılık Genoa yüklendikçe yüklendi ve maçın son dakikasında beraberliği yakalayarak karşılaşmayı uzatmaya götürdüler. Alessandria, 115. dakikada bir gol daha buldu ve 1-2 kazanarak çeyrek finale yükseldi. Son düdüğün ardından İtalyan spikerin ilk sözleri her şeyin özeti gibiydi: “Peri masalı devam ediyor”.

Çeyrek finalde, Serie B’de mücadele eden Spezia ile yine deplasmanda karşılaştı Alessandria. “Küçük Kartallar” lakaplı Spezia, Palermo veya Genoa’ya kıyasla bir dev sayılmazdı ama onlar da bir önceki turda 120 dakikası berabere biten maçta Roma’yı penaltılarla eleyip gelmişlerdi çeyrek finale. Karşılaşma Alessandria’nın önceki turlarda oynadığı maçlardan farklı başladı. Tribünler siyah-beyaz koreografilerle donatılmış, Spezia taraftarları da stadı hınca hınç doldurmuştu. Alessandria, 20. dakikada gelen penaltı golüyle 2015-16 sezonunun İtalya Kupası’nda ilk defa yenik duruma düştü. Maçın büyük bölümünü de yenik götürdüler. Genoa maçında sonradan oyuna girip uzatma dakikalarında takımına turu getiren Riccardo Boccalon bitime 20 dakika kala sahaya adım attı. 83. dakikada önce beraberlik golünü, ardından 90’da yarı finalin kapısını açan golü kaydetti.

Alessandria’nın mucizevi kupa yürüyüşünü bitiren ama aynı zamanda bu olağanüstü başarıyı tescilleyip tüm dünyaya yayan yarı finaldeki Milan eşleşmesi oldu. Giuseppe Moccagatta’nın böylesine büyük bir maçı kaldıracak kapasitesi ne yazık ki yoktu. Bu yüzden turun ilk ayağı 20 bin Alessandria taraftarı önünde, Torino’da oynandı. Mario Balotelli’nin penaltı golü olmasa maç muhtemelen 0-0 bitecekti. İkinci karşılaşmada Milan, hayatlarında ilk defa San Siro’ya çıkan Alessandria’lılar karşısında sahadan 5-0’lık galibiyetle ayrıldı ve finale çıktı.

L’Orso’nun (Ayılar) İtalya Kupası macerası böylece sona erdi. Geriye Alessandria’lı futbolcuların torunlarına anlatabilecekleri masalsı bir futbol başarısı ve teknik direktör Angelo Gregucci’nin şu sözleri kaldı: “Muhteşemdi. Hedefimiz Milan’ı yenip finale çıkmaktan ziyade küçük kulüplerin de bir şeyler başarabileceğini kanıtlamaktı. Biliyorum ki bütün küçük kulüp taraftarları bu maçta bizi destekledi. Taraftarlarımız atkılarını gururla sergiledi ve bence bu her şeyden daha değerli”.

Bir Cevap Yazın