Nijerya’nın başkenti Lagos’un, yoksulluk, çamurlu yollar ve sokak çeteleri ile meşhur Ajegunle semti, ülkenin en önemli futbolcularından bazılarının da çocukluk ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği muhittir aynı zamanda. Samson Siasia, Emmanuel Amunike, Taribo West, Obafemi Martins, Brown Ideye ve daha nice yıldız futbolcu yetiştirmiş bir semt AJ. Bu gerçeğin farkında olan Bayan Ighalo, temiz içme suyunun neredeyse her şey olduğu Afrika’da, geçimini, günde 17 saat su satarak sağlamakta ve kazandığı paranın büyük kısmını 1989 yılında dünyaya getirip, Odion Jude adını verdiği oğlunun futbol oynayabilmesi amacıyla harcamaktaydı. Annesinin fedakârlıkları ve kendi yeteneği sayesinde kısa süre içerisinde ülkenin önde gelen futbol kulüplerinden Prime FC’de profesyonel oldu. Ardından bir sezon Julius Berger FC’de forma giydi. Bu dönemde Avrupalı menajerlerin radarına girerek ilk yurtdışı transferini Norveç’in Lyn takımına yaptı.

Lagos ile Oslo arasındaki yaklaşık 30 derecelik sıcaklık farkına rağmen ilk sezonunda forma giydiği 20 maçta 9 gol atmayı başardı ve kontratının 11. ayında Udinese’ye transfer oldu. İtalyan futboluna adapte olmakta sorun yaşayınca, o dönem İspanya üçüncü liginde yer alan Granada’ya kiralandı ve ilk sezonunda takımının şampiyonluğuna 16 golle katkı yaptı. Granada bir sonraki sezon La Liga’ya çıkarken Ighalo da kadronun önemli parçalarından biriydi. 2014’te Championship ekiplerinden Watford’a transfer olduğunda asıl patlamasını yapmasına az kalmıştı. 2014/15 sezonunda Premier Lig’e yükselen Watford’da 35 maçta 20 gol attı ve kulüp, Ighalo ile vakit kaybetmeksizin sözleşme imzaladı. Sonrası hemen herkesin malumu; Premier Lig’de bilhassa büyük maçlarda sahneye çıkıp attığı şık goller, takımına kazandırdığı kritik puanlar ve olağanüstü bir performans…

 Buraya kadar her şey normal gözükebilir. Fakat Ighalo’nun öyküsünün bir de perde arkası var. Uyuşturucu satıcılarının kol gezdiği çamurlu antrenman sahalarında, bazen polis-çete çatışmalarının ortasında bazen yalınayak ve her zaman yoksulluk ve sefalet içinde büyüyen bir çocuğun maddi anlamda rahat koşullara kavuştuğunda değişmesi veya en azından yaşam tarzını değiştirmesi beklenebilir. Ighalo ise bunun tam zıttı bir karaktere sahip. “Sahip olduğum her şeyi Tanrı’ya borçluyum. Tanrı olmadan ben bir hiçim” diyecek kadar dindar bir Hıristiyan Ighalo. Tıpkı ikinci ismini aldığı Aziz Jude gibi, Ighalo’nun da zor bir yaşamı oldu ve hayatını zor koşullarda yaşayanları kararlı olmaya, inançlarını korumaya teşvik etmeye adadı. Umudunu yitirenlerin koruyucusu oldu. Futboldan kazandığı parayı, ülkesinde yetimhane açmaya ve yoksullara yardım etmeye harcadı.

Çin mi dediniz?

Paradan bahsetmişken, Finansal Fair-Play şartlarının Avrupa genelinde yarattığı krizi sonlandıracak bir kahraman edasıyla piyasada beliren Çin kulüplerine değinmemek olmaz. Petrol zengini körfez ülkelerinin aksine Çin, performanslarında düşüş olan 30 yaş üzeri ünlü futbolculardan ziyade formunun zirvesindeki genç yeteneklere ve büyük kulüplerin yıldız futbolcularına kanca takmaya başladı. Transfer teklifleri öylesine yüksek meblağlara ulaşıyor ki, futbolcuların kabul etmeme şansı neredeyse sıfır.

İşte böyle bir atmosferde, Watford FC’den haftada 30 bin pound kazanan Ighalo’nun kapısı müthiş bir teklifle çalındı. Ersan Adem Gülüm, Stephane Mbia, Gael Kakuta, Gervinho, Ezequiel Lavezzi gibi yıldız futbolcuları kadrosuna katan Hebei China Fortune, Ighalo’ya haftada 200 bin pound kazanacağı bir kontrat önerdi. Ighalo ‘hayır’ cevabı verince, teklif 300 bin pounda yükseldi. Bu, aynı zamanda, yıllık 10 milyondan, 4 yılda 40 milyon pound gibi küçük çaplı bir servet kazanma fırsatı anlamına geliyordu. Ighalo üç gün uyumadığını ve vereceği cevabı düşündüğünü söyledikten sonra ekliyor “Arkadaşlarımı para için yüzüstü bırakamazdım. Birlikte bir yola çıktık ve onları yarı yolda terk edemezdim”.

Odion Ighalo bugün itibariyle, takımı Watford adına Premier ligde çıktığı 26 maçta 15 gol atmış ve çocukken bazen aç karnına bazen de ayakkabısız oynadığı oyunu 4 yıl boyunca oynaması için teklif edilen yaklaşık 170 milyon TL’yi reddetmiş bir futbolcu ve Real Madrid, Manchester United, Inter, Atletico Madrid gibi büyük kulüplerin, transferi için sıraya girdiği bir yıldız.

Ajegunle’nin arka sokaklarında yetişmiş Nijeryalı bu genç adamın benzersiz tavrı, endüstrileşmemiş neredeyse hiçbir yönü kalmayan futbola, güzel ve adil oyuna olan inancımızı tazeliyor.  

Bir Cevap Yazın