UEFA Avrupa Ligi son 32 turunda Fiorentina ile karşılaşan Borussia Mönchengladbach, kendi evindeki maçı 1-0 kaybettiğinde Floransa’da peşine düşeceği fazla bir umudu kalmamıştı. Hele bir de Fiorentina, ikinci maçın ilk yarım saatinde 2-0 öne geçince, herkes bir üst tura Menekşelerin adını yazmaya başlamıştı. Bir kişi hariç. Lars Stindl, gemisini kurtaran kaptan edasıyla dümene geçti ve attığı 3 golle takımının özgüvenini, inancını, umudunu geri getirerek, Almanların, kupa tarihinin en büyük geri dönüşlerinden birine imza atmasını sağladı.

Aslen, oyunu iki yönlü oynayan bir orta saha oyuncusu (box-to-box midfielder) olmasına rağmen Stindl, son iki sezondur skora da katkı yapıyor. 2015 yazında kaptanı olduğu Hannover’den ayrılıp, yalnızca 3 milyon € karşılığında Borussia Mönchengladbach’a imza attığında kimse O’ndan bu kadar çok gol atmasını beklemiyordu. Zaten Lucien Favre ile de fazla çalışma şansı bulamadı. Favre sonrası, ikinci takımın antrenörü Schubert’in göreve gelmesi ile forvet arkası, sahte dokuz, ikinci forvet hatta santrfor pozisyonlarında oynamaya başladı. Geçen sezonu da tüm kupalarda çıktığı 39 maçta 14 gol atıp 15 asist yaparak kapattı. Bu, orta saha formasyonlu bir futbolcu için muazzam bir başarıydı.

2016-2017 sezonuna da benzer bir başlangıç yaptı Stindl. Fakat takım iyi gitmiyordu. 16 maçta toplanan 16 puan ve düşme hattıyla aradaki 3 puanlık fark büyük sorun demekti. Wolfsburg’a Borussia Park’ta 2-1 kaybedilen maç sonrasında Schubert ile yollar ayrıldı ve Dieter Hecking göreve geldi. Hecking ile birlikte Gladbach yeniden uçuşa geçti. Ligde 7 maçta 5 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 yenilgi alınırken, kupada son 16 turunda Greuther Fürth’ü, çeyrek finalde de Hamburg’u elediler. UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda ise Schalke 04 ile karşılaşacaklar. Şüphesiz Mönchengladbach’daki bu hareketlenme saha içinde bazı şeylerin yoluna girmesiyle mümkün olmuştu. Başta kaptan Lars Stindl olmak üzere bireysel performanslar bu süreçte tavan yaptı. Stindl, belki de sezonun en iyi performansını deplasmandaki Bayer Leverkusen maçında sergiledi. İki gol atarak galibiyette pay sahibi oldu ve bu maçtan sonra Hecking O’nu sürekli ikinci forvet olarak oynatmaya başladı. Bu sezon Schubert yönetiminde çıktığı 23 maçta 6 gol ve 6 asist katkısı yapan Stindl, Hecking’in ilk 10 maçında 8 gol atıp 1 asist yaptı. Geçen sezonun tamamında attığı gol sayısını (14) ise bu sezon şimdiden yakalamayı başardı.

Temel Özellikleri

Topla ya da topsuz, Stindl’ın en çok öne çıkan özelliği çalışkanlığı. Oyunun iki yönünü de oynayabiliyor oluşu, defansif katkısını da azımsanmayacak seviyelere çekiyor. Yaratıcılığı sayesinde rakip savunmaları kısa, uzun ya da ara paslarla aşabiliyor. Fiziksel mücadeleyi sevmemesi bir zayıflık olsa da, bu açığını muadillerine kıyasla daha hızlı oluşu ile kapatıyor. Dribblingi seviyor ve pas opsiyonu olmadığında defansın üzerine gidebiliyor. Top kontrolü ve vizyonu üst düzey. Boştaki arkadaşını çok kolay bulabiliyor. Doğuştan bir golcü olmasa da son vuruşları başarılı. Çabuk yorulmuyor ve 90 dakika boyunca temposunu koruyabiliyor. Mental olarak da elit seviyede olduğu, takımının geri düştüğü maçlarda ön plana çıkmasıyla zaten kanıtlandı.

Lars Stindl, sezon sonu itibariyle 29 yaşına girecek ve oynadığı pozisyondaki bir çok genç yetenekten daha iyi istatistikler tutturuyor. Bundesliga’da 2015-16 sezonu başından bu yana toplam 10 gol ve üzeri atmayı başaran hiç bir oyuncu Stindl kadar asist yapamadı. Şu an için Gladbach’ın hedefleri açısından en kilit oyuncusu. Şampiyonluk veya Şampiyonlar Ligi iddiası kalmasa da Gladbach, 3 kulvarda da yoluna devam ediyor. Stindl’ın ve “Bir Alman Takımı”nın sezonu nerede tamamlayacağını hep birlikte göreceğiz.

Bir Cevap Yazın