Futbolcu için transfer olmazsa olmazdır. Transfer demek yeni kontrat, daha büyük hedefleri olan yeni bir kulüp, kendini geliştirebileceği ve kariyerini ileri taşıyabileceği yeni imkanlar demektir. Dolayısıyla transfer süreçlerinde futbolcuların heyecanlı olması anlaşılabilir bir durum. Sorun şu ki, bu heyecan ve transfer arzusu profesyonel yönetilmediğinde büyük zarara yol açabiliyor. Son örneklerini de bu kış transfer döneminde iki milli futbolcumuzla yaşadık: Mehmet Ekici ve Hakan Çalhanoğlu.

Mehmet Ekici

Aslında birbirinden farklı gibi görünse de hem olayların gelişimi hem de sonuçları bakımından iki futbolcunun da benzer süreçlerden geçtiğini söylemek mümkün. Sezon sonu kontratı bitecek olan ve geçen yıldan bu yana takımdan ayrılmak istediği konuşulan Mehmet Ekici, devre arasında, tam da kendisi gibi bir futbolcu için ilk 11’inde boş yer olan Fenerbahçe ile anlaştı. Fenerbahçe, aslında sezon sonuna kadar bekleyip Ekici’yi bonservis bedeli ödemeden kadrsouna katabilecekken, şampiyonluk yarışından kopmamak adına bu transferi devre arasında makul bir bedel karşılığında sonuçlandırmak istedi. Ancak Trabzonspor’un Mehmet Ekici’yi Fenerbahçe’ye satmak gibi bir planı yoktu. Trabzonspor, Ekici için Olcay Şahan transferinde kendilerine kolaylık sağlayan Beşiktaş ile anlaşmıştı.

İşin enteresan tarafı, Beşiktaş’ın kadrosunda da Oğuzhan, Talisca, Atiba, Tolgay, Gökhan ve Necip gibi oyuncular bulunuyordu ve kadro zaten şişkindi. Açıkçası Beşiktaş, Mehmet Ekici’ye oynama garantisi sunmuyordu ve bu da futbolcuya cazip gelmedi. Transfer dönemi boyunca yetkili menajeri dışında, aile üyelerinin neredeyse tamamı, Mehmet’i bir o takıma bir bu takıma götürüp getirdi. Sonuçta ise Mehmet Ekici, sezon sonunda bedelsiz ayrılmayı beklemek üzere Trabzonspor’da kaldı. Üstelik 4 ay oynamamayı ve kadro dışı kalmayı da göze aldı. Mehmet Ekici önümüzdeki yıl Fenerbahçe forması giyecek ama uzun süre maça çıkmamanın performansını ne derece etkileyeceği meçhul.

Hakan Çalhanoğlu

Oynadığı lig, takımı ve milli takım açısından değeri düşünüldüğünde farklı seviyede olan Hakan Çalhanoğlu’nun yaşadıkları da Ekici’ye benzer nitelikte. İlginç olansa yine başrolde Trabzonspor’un yer alması. 17 yaşındayken Karlsruhe ile bitmek üzere olan kontratını yenilemeyip sezon sonunda Trabzonspor’a transfer olmasını isteyen (ya da Trabzonspor’dan 100 bin dolar aldığı için öyle uman) babası yüzünden futboldan men edilen Çalhanoğlu da yine aile ferdi mağduru futbolculardan. Hakan, Bayer Leverkusen’i ve Türkiye A Milli Takımı’nı O’ndan yoksun bırakan karar sonrası, babasının artık kariyeriyle ilgili kararlar almayacağını açıklasa da, bunun için biraz geç olduğunu belirtmek gerek. Zira üst düzey Avrupa futbolunda eşine az rastlanır bir olay neticesinde ve kendi inisiyatifi dışında iki takımla birden kontratı bulunması sebebiyle 4 ay futbol oynaması yasaklandı.

Bu durum aslında her işin olduğu gibi futbolcu menajerliğinin de profesyonel bir iş olmasının zarureti üzerinde düşünmemize vesile oluyor. Her eski futbolcunun iyi bir scout olacağı varsayımı gibi, her aile ferdinin bir futbolcunun kariyerine dair en doğru kararı vereceği varsayımı da kökten yanlış. İş dünyasında başarılı olmuş girişimcilerin başarılı birer futbol yöneticisi olmasını beklemek de, her profesyonel futbolcu menajerinin yeteneği anında tespit edebilecek kalitede bir scout olduğunu düşünmek de, aynen yukarıdakiler gibi birer yanlış. Doğrusu ise “İşi ehline veriniz” düsturunca hareket etmek. Ekici ve Çalhanoğlu olaylarının ders olması ümidiyle…

 

Bir Cevap Yazın