Riekerink’e Şimdi Ne Diyeceğiz?

Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası’na son 16 turunda veda etti. Başakşehir karşısına takımın her şeyi Fernando Muslera ve Wesley Sneijder’den yoksun çıktılar ve elendiler. Aslında Sneijder ilk 11’de başlamıştı fakat henüz 2. dakikada sakatlanıp çıkmak zorunda kaldı. Galatasaray bu yıl, ligde de istikrar sağlayamadı ve taraftarlar dönem dönem teknik direktör Jan Olde Riekerink’i istifaya davet etti. Oysa aynı Riekerink için Ağustos ayında, Muslera’nın neredeyse tek başına kazandığı Süper Kupa Finali’nden sonra, “Riekerink Bey Diyeceksiniz” pankartları açılmıştı. Gelinen noktada “Şimdi ne diyeceğiz?” diye sormadan edemiyor insan…

2000’li yıllarla birlikte gelişen futbol ve futbolcular, teknik direktörlerin de kendilerini yenilemesini ve aynen birer futbolcu gibi değişen oyuna ayak uydurmasını zorunlu kıldı. Bu reform sürecine adapte olabilen Guardiola, Klopp, Nagelsmann, Hasenhüttl vb genç teknik direktör, kulüplerinin çapı ne olursa olsun başarılı oldu, oluyor. İnanmayan, Championship ekibi Huddersfield’a ve hocası David Wagner’a baksın. Özetle oyun gelişiyor, kendini yenileyemeyen hocalar sınıfta kalıyor.

Tekrar Galatasaray’a dönelim. Sezon başında, altyapıdan sorumlu Hollandalı teknik direktörle yola devam edileceği açıklandığında Galatasaray’ın bir koca sezonu kaybedeceği belli olmuştu. Elbette Türkiye’nin en çok kupa kazanan ve Avrupa’daki en başarılı takımı Galatasaray için, sezon kaybetmek alt sıralara düşmek anlamına gelmiyor. Nihayetinde kulübün ve futbolcularının adı bile maç kazanmaya, puanlar almaya yeter de artar bile. Ancak bir kulübü “takım” yapan günün sonunda teknik direktörden başkası değil. Futbolcusu tarafından yönlendirilen, kadro kurmadan oyuncu değişikliklerine kadar yetki ve otoritesini futbolcusuyla paylaşan, kısacası futbolcusunun ağırlığı altında ezilen teknik direktörlerin ise başarılı olma ihtimali yok denecek kadar az.

Riekerink Ney Diyecektik?

Bugün, Galatasaray’daki sorun da tam olarak budur. İki futbolcunun yokluğu bir takımı böylesine etkileyememeli. Teknik direktör öyle bir oyun stili belirlemeli, öyle bir çark oluşturmalı ki, kulübeden gelen de bu çarkın bir dişlisi gibi hareket etmeli. Galatasaray’da bu sistem kurulabilmiş değil. Teknik direktör Jan Olde Riekerink, Sneijder , Podolski ve Muslera gibi kariyerli ve meşhur isimlerin altında kalıyor. Kendisine karşı disiplinsiz davranışlarda bulunan futbolcular mütemadiyen affediliyor. Aynı futbolcunun birden fazla kez kadro dışı bırakıldığı bile oldu. Çok basit bir mantıkla düşünelim; Yasin Öztekin benzer davranışları, misal, Fatih Terim’e karşı yapabilir miydi? Cevap çok net.

Galatasaray taraftarları tepkiyi bir kulüp çalışanı olan teknik direktör Riekerink yerine yönetime yöneltirse daha doğru davranmış olur. Zira Riekerink’i de, Kolbeinn Sigthorsson’u da getiren aynı yönetim kurulu…

Bir Cevap Yazın