Bir kış transfer dönemi daha sona erdi. Avrupa liglerinde ve Türkiye’de takımlar, sezon hedefleri doğrultusunda kadrolarını güçlendirdi. Kimisi yüksek profilli ve bütçeli isimlere yönelirken, kimileri için genç ve ihtiyaca yönelik transferler öne çıktı. Kiralama usulü bu transfer döneminin de en gözde takım değiştirme aracı oldu. Bir de ara transferde rakiplerini geçip büyük avantaj sağlayanlar oldu. Bahsettiğimiz, en düşük bütçe veya kaynakla en uygun transferi yapan, kadrosundaki hayati boşluğu doldururken rakiplerinin de önüne geçenler. İşte dünyada ara transferin kralları…

İngiltere Premier Lig

EPL, her zaman olduğu gibi bu kış transfer döneminde de ekonomik güç gösterilerine sahne oldu. Bilhassa kümede kalma savaşı veren Crystal Palace, Hull City, Sunderland ve Swansea City ciddi harcamalar yaptı. Ancak İngiltere’de ara transferin kralı Claude Puel’in Southampton’ı oldu. Orta sıralarda yer almasına ve sıçrama yapma potansiyeline sahip olmasına rağmen Southampton, EPL’nin en az gol atan dört takımından biri. Soto, aynı zamanda, gol atmak için kaleye en fazla şut çeken takım. Bariz bir bitiricilik problemleri var. Kış transfer penceresinde bu sorunu gidermek adına Napoli’de aradığı ritmi bulamayan Manolo Gabbiadini, 17 milyon € karşılığında transfer edildi. Puel’in sistemine uyan, üst düzey sayılabilecek bir golcüyü, İngiltere standartlarına göre makul bir bonservisle almak net bir başarı. Kalan haftalarda Gabbiadini’nin yaratacağı etkiyi yakından takip edeceğiz.

İspanya La Liga 

İspanya’da şampiyonluğa oynayan Real Madrid ve Barcelona kadrosuna güvenip takviye yapmazken, bu yıl şampiyonluk yarışı içinde yer alan Sevilla son derece kritik bir hamleyle devre arasında Inter’den Stevan Jovetic‘i kiralık olarak sezon sonuna kadar takıma dahil etti. Jovetic anında etki etti ve Sevilla formasıyla çıktığı ilk 3 La Liga maçında iki gol bir asist kaydetti. Karadağlı futbolcu, Kral Kupası’ndaki Real Madrid maçında da fileleri havalandırdı. Jovetic, Sevilla’nın sezon sonu hedeflerinde önemli rol oynayacağa benziyor…

İtalya Serie A

Önemli sirkülasyonların yaşandığı Serie A’da, 43 futbolcu toplam 85 milyon € karşılığında transfer edilirken, gönderilen 39 futbolcu da takımlarına toplamda yaklaşık 100 milyon € gelir sağladı. Seçim yapmakta zorlansak da Sampdoria’nın geçen yıldan bu yana yaşadığı sağbek krizini Polonyalı Bartosz Bereszynski ile çözmeyi başardığını düşünüyoruz. Zira takıma katıldıktan sonra Serie A’da 11’de başladığı ilk maçta Sampdoria Roma’yı 3-2 mağlup etti. Bereszynski’nin bu maçtaki performansı, yalnızca 2 milyon €’ya alındığı göz önünde bulundurulursa Sampdoria adına sezonun en kârlı işi diyebilimemiz için yeterliydi.

Fransa Ligue 1

Fransa’da ara transfer, çok önemli isimlerin büyük paralar karşılığında alınmasıyla adeta bir yarış havasında geçti. Son şampiyon PSG, 40 milyon € ödeyerek Wolfsburg’dan Julian Draxler‘i ve 30 milyon €’ya da Benfica’nın genç yıldızı Gonçalo Guedes‘i transfer etti. Olympique Lyon, Manchester United’da şans bulamayan Memphis Depay’ı alırken Monaco; parasını Flamengo’nun ümit vaadeden solbeki Jorge için harcadı. Marsilya ise, Patrice Evra ve Dimitri Payet ile kadrosunu güçlendirdi. Ligue 1’in transfer kralını belirlemek de bu yüzden biraz zor oldu. Tüm takımlar kendi kapasiteleri oranında transfer yaptı yapmasına ama PSG ve Marsilya bu alanda biraz daha öne çıktı dersek yanılmış olmayız. Birinciye tam karar veremesek de sonuncu belli gibi. Rennes, iki yıldızını, Kamil Grosicki ve Paul-Georges Ntep’i gönderdi ve yerlerine Morgan Amalfitano ve Ndombe Mubele’yi transfer etti. Bu karar, onları sezon sonunda nereye getirecek hep birlikte bekleyip göreceğiz.

Almanya Bundesliga

Bundesliga’da ilk yarı sona erdiğinde alt sıralarda yer alan takımlar transferin de en aktifleri oldu. Her ne kadar Paul-Georges Ntep, Yunus Mallı ve Richedly Bazoer transferleri yerinde olsa da Draxler’in satılması Wolfsburg adına önemli bir güç kaybı anlamına geliyor. Bu da ara transferde yalnızca bir oyuncu alan ve hem geleceğe yatırım hem de takıma takviye amacıyla hareket eden, üstelik büyük meblağlar harcamayan Borussia Dortmund ve RB Leipzig’i krallık tahtına oturttu. Dortmund, yeni Zlatan nitelemesini belki de en çok hakeden 17 yaşındaki İsveçli santrfor Alexander Isak‘ı 8.6 milyon €’ya transfer etti ve 20 yaş altı futbolculardan oluşan havuzunu güçlendirdi. RB Leipzig ise birçok otorite tarafından geleceğin yıldızı olarak görülen Fransız stoper Dayot Upamecano ile sözleşme imzaladı. 20 yaşındaki oyuncu RB Salzburg takımından 10 milyon € karşılığında transfer edildi. Danimarkalı genç yetenek Patrick Banggaard’ın Darmstadt’ı tercih etmesi ise enteresan oldu.

Türkiye Süper Lig

Karar vermekte herkesin en zorlandığı lig, Türkiye Spor Toto Süper Ligi. O kadar çok yıldız isim o kadar uygun bonservislerle ya da bedelsiz olarak transfer edildi ki aralarından birinci seçmek cidden çok güç. Beşiktaş’ın bonservis ya da kiralama bedeli ödemeksizin kadrosuna kattığı Ryan Babel, Ersan Adem Gülüm ve Demba Ba saha içi performansta olduğu gibi bu alanda da Siyah-Beyazlıları ön plana çıkarıyor. Fakat Matej Mitrovic’e ödenen yüksek bonservis yüzünden başka bir kral bulmak gerekiyor. Galatasaray’ın ikinci Bruma’yı, yani Garry Rodrigues’i 3.5 milyon euroya transfer etmesi de önemli, Akhisar Belediyespor’un “Makalele Rolü” için aldığı Ganalı Enoch Kofi Adu da…

Anis Ben Hatira (Gaziantepspor), Silvestre Varela (Kayserispor) ve Yevgen Seleznyov (Karabükspor) gibi isimlerin ligimizi tercih etmesi de son derece kayda değer gelişmeler. Fakat iki takım var ki, ara transferde tam ihtiyacı olan futbolcuları, hem de çok uygun bedeller ödeyerek transfer etti. Bu iki takım; Başakşehir ve Trabzonspor. Hugo Rodallega, Emmanuel Mas, Olcay Şahan, Fabian Castillo, Joao Pereira ve Carl Medjani için Karadeniz Fırtınası’nın kasasından yalnızca 4.25 milyon euro çıktı. Fakat takım daha ilk maçtan güzel günlerin yakın olduğunun sinyalini verdi. Başakşehir ise sağ bek ve forvet problemini ustaca çözerken Junior Caiçara için 3 milyon euro bonservis bedeli ödedi, Adebayor’u ise bedelsiz olarak kadrosuna kattı. Başakşehir ayrıca orta sahadaki kadro derinliğini artırabilmek adına İrfan Can Kahveci’yi ve tecrübeli stoper Egemen Korkmaz’ı da transfer etti. Sezon sonu hangisinin ligi daha yukarıda bitireceğine bakarak başarı değerlendirmesi yapabiliriz.

Diğer Liglerde Transfer

Beş büyük Avrupa ligi ve Türkiye STSL dışında kalan takımların da muhteşem transfer başarı hikayelerine şahit olduk. Luiz Adriano‘nun Milan’dan Spartak Moskova’ya bedelsiz transfer oluşu, Lucescu’nun da Chelsea’li Branislav Ivanovic‘in yanı sıra Brezilyalı Hernani‘yi Zenit St. Petersburg’a getirmesi Rusya Premier Ligi adına önemli gelişmelerdi. Portekiz’de Benfica, takımdan ayrılan oyuncularına rağmen güç kaybetmiş gibi görünmüyor ve yine kadrosunu genç futbolcularla zenginleştirdi. Belçika’da ise KAA Gent, Japon forvet Yuya Kubo ve 19 yaşındaki Nijeryalı orta saha Samuel Kalu‘dan çok ümitli. Her iki oyuncu da takıma katılır katılmaz gol ve asistlere etki etmeye başladı.

Hollanda Eredivisie gibi 3 büyük takım haricinde transfer harcamalarına pek rastlayamadığımız bir ligde bile önemli sayılabilecek bir yer değiştirme yaşandı. Kümede kalma savaşı veren PEC Zwolle, PSG’nin genç sol kanat oyuncusu Hervin Ongenda‘yı yalnızca 300 bin euro karşılığında transfer etti. Bu transferin sezon sonunda Zwolle’yi ligde tutup tutmayacağı bilinmez ama PSG’nin Ongenda’yı potansiyeline ulaşamadığı için göndermiş olma ihtimali her zaman mevcut. İngiltere Championship’te Aston Villa’nın Scott Hogan’ı almak için harcadığı 10.5 milyon euro’dan daha ilginç olan tek şey Wolverhampton Wanderers’ın Benfica’lı Helder Costa’ya 15 milyon euro vermesiydi. Her iki takımın da şampiyonluk ya da play-off hedefi olmadığı halde bu kadar harcama yapması gerçekten anlamsızdı. Championship’te en doğru transferleri ise Reading yaptı. West Ham’ın genç yeteneği Reece Oxford ve Crystal Palace’tan orta saha Jordon Mutch kiralandı, Thiago Ilori ve Adrian Popa’ya da toplam 4.9 milyon euro ödendi. Görünen o ki Reading’in Premier Lig hedefi netleşiyor.

Ara transfer dönemi her zaman için risklidir. Fakat belirli bir plan çerçevesinde ve vizyoner davranan takımlar daima bu riski avantaja çevirir. Çoğu iflas vak’asının da başarısız ara transfer tercihlerinden sonra geldiğini hatırlatarak bu bahsi kapatalım…

Bir Cevap Yazın