Averajla kaybedilen şampiyonluk sonrası tam bir travma yaşayan, yanlış transfer politikaları ve maddi sorunlar yüzünden çok zor günler geçiren Trabzonspor; Muharrem Usta gibi son yıllarda Türk futbolunun alışık olmadığı derecede başarılı ve sıradışı bir başkan ve yönetimin, Ersun Yanal gibi bir taktik dehayla birleşmesi ve taraftar baskısına rağmen gösterilen olağanüstü sabır sonucunda nihayet düzlüğe çıkmış gibi görünüyor. Yaz transfer döneminde yapılan yanlışlar, ara transferde çözüldü ve nokta atışı olarak niteleyebileceğimiz isimler kadroya katıldı. Sağ beke Joao Pereira, sol beke Emmanuel Mas, kanada Olcay Şahan ve santrfora Hugo Rodallega takviyeleri Trabzonspor’un adeta çehresini değiştirdi.

İlk yarının ve Avni Aker’in son maçında Fenerbahçe karşısında tanınmayacak halde olan ve üç farkla kaybeden Trabzon, ikinci yarının başlamasıyla birlikte bambaşka bir kimliğe büründü. Bursaspor ve Kasımpaşa deplasmanlarında iyi oyunla kazanılan üç puanlar, Şenol Güneş Stadı’nın ilk maçı olan Gaziantepspor karşılaşmasında da devam etti. Bu maçtaki Trabzonspor, yalnızca bu sezonun değil, son yılların en coşkulu, en tutkulu ve en kusursuz futbolunu oynadı. Aslına bakılırsa, bu performans sürpriz değildi zira takım, kimyası oturdukça gelişim sinyalleri veriyordu. Neticede akıcı ve hızlı futbol, bloklar arasındaki uyum, taktik disiplin ve üst düzey bireysel performanslar, her ne kadar rakip dayanacak güçte olmasa da, izleyene zevk veren bir oyunla dört gole ve sayısız pozisyona dönüştü.

Trabzonspor diyorsunuz ama bu bildiğin Beşiktaş!

Trabzonspor’un bu dönüşümünü, Beşiktaş’ın son üç yılda kademe kademe artan ve geçen sezon pik yapan performansına benzetebiliriz. Beşiktaş da tıpkı Trabzonspor gibi, gelişim aşamalarından yavaş yavaş geçti ama sonuçta muhteşem bir takıma evrildi. İstikrarlı bir stoper tandemi, kanat ataklarına aktif katılan bekler, biri defansif özellikli diğeri teknik iki merkez orta saha, önlerinde çeşitli yetenekleri olan iki kanat ve bir forvet arkası, en uçta ise golcü bir santrfor. Trabzonspor’un Beşiktaş’tan farkı ise Onazi-Okay ikilisinin Atiba-Oğuzhan ikilisinden daha düşük performans göstermesi ve santrforunun Dame N’Doye olması. Olcay Şahan, Yusuf Yazıcı ve Fabian Castillo üçlüsü birçok açıdan Quaresma-Talisca-Babel üçlüsü ile kıyaslanabilir ve büyük oranda da öne çıkar.

Bilhassa Yusuf Yazıcı, bu haliyle bile Avrupa’nın başaltı takımlarında çok rahat oynayabilecek kapasitede. Tecrübenin yalnızca yaşla ya da A takımda oynayarak kazanılamayacağının da canlı bir ispatı genç Yusuf. Bu sezon oynadığı 8 maçta 4 gol, 6 asiste imza attı ve Trabzonspor’un geleceğe umutla bakmasının belki de yegane sebebi. Üstelik Dünya Şampiyonu Trabzon Erdoğdu Lisesi futbol takımının da kaptanıydı ve özgüveni olabilecek en üst seviyede. Fabian Castillo, Jan Durica, Emmanuel Mas, Joao Pereira ihtiyacı karşılayan isimler. Kaptan Onur kalede güven veriyor. Yusuf Erdoğan, Matus Bero gibi isimler kulübede destek kuvvet olarak bekliyor.

Akyazı Şenol Güneş Stadı açıldı ve yine Beşiktaş örneğinden aşina olduğumuz üzere, yeni ve dolu bir stadın getireceği enerji sportif başarının kilometre taşlarından biri. Borçlar ve UEFA ile yapılan anlaşmalar konusunda da adımlar atıldığını biliyoruz. Ersun Yanal’ın taktik ve yönlendirmeleri, takım kimyası ile birleştikçe ve birlikte oynama tecrübesi arttıkça Trabzonspor’un performansı artacak, Hugo Rodallega’nın santrfor pozisyonunda ilk 11’e adapte edilmesi ve kadro dışı bırakılan Mehmet Ekici tarzı bir orta saha takviyesi ise Trabzonspor’u kısa sürede hak ettiği yere getirecektir. Kısacası Trabzonspor için her şey yoluna girmeye başlıyor. Trabzonspor şov başlıyor!

Bir Cevap Yazın