Arjantin 1978’in konusu açıldığında aklınıza ilk ne geliyor? Şüphesiz çoğumuz bu soruya aynı cevabı veririz: Mario Kempes. Arjantin Milli Takımı’nın Diego Maradona öncesi son büyük yıldızı, 78 Dünya Kupası’nın gol kralı, Valencia kulüp tarihinin en golcü üç oyuncusundan biri, kısaca bir futbol efsanesi.

1954 yılında Cordoba, Arjantin’de dünyaya gelen Mario’nun babası da bir futbolcuydu. Babasının da desteğiyle küçük yaşta futbola başladı ve doğduğu kentin takımı Instituto Atletic Central Cordoba’da profesyonel oldu. 20 yaşında ilk Dünya Kupası deneyimini Batı Almanya’da yaşadı. Arjantin ikinci tur gruplarında elenirken Kempes varlığını hissettiremedi ve gol atamadı. Ama aynı yıl, dünyaca ünlü bir golcüye dönüşeceği Rosario Central’e transfer oldu. Uzun dalgalı saçlarıyla akıllara kazınan Kempes, 1974 ve 1976’da gol kralı oldu. Rosario’da oynadığı toplam 105 maçta 85 golün altına imzasını attı. Muhteşem hikayesi henüz başlıyordu. 1976 Temmuz’unda Arjantin transfer rekorunu kırarak 500 bin dolar karşılığında İspanya’nın Valencia takımına transfer olduğunda herkesin O’ndan büyük beklentileri vardı. Kimseyi hayal kırıklığına uğratmadı ve takımı ligi orta sıralarda bitirmesine rağmen ilk sezonunda La Liga gol kralığı yaşayarak Pichichi Ödülü’nün sahibi oldu. Valencia ertesi yıl da dördüncülükte kaldı fakat Kempes bir kez daha, bu kez 28 golle krallığı kimseye bırakmadı. Los Che’s taraftarları, “Gol demeyin, Kempes diyin” manasına gelen bir tezahürat bile yapmışlardı O’nun için: No Diga Gol, Diga Kempes!

Gol deme, Mario Kempes de!

Çalışkan, arayan, golü koklayan, hep doğru zamanda doğru yerde olan santrfor kavramını futbol literatürüne sokan forvet oyuncularının başında gelen Kempes için 78 yazı bambaşka bir serüven anlamı taşıyordu. Zira bir önceki Dünya Kupası’nda başarısız olan Arjantin için, kendi evinde düzenlediği bu turnuva büyük önem arz ediyordu. Ülke, General Videla’nın 1976’daki darbesinden beri zor günler geçiriyordu ve futbol tüm kesimlerin ortak neşesiydi. Arjantin, kupaya iyi başlayamadı. Yine de, Kempes’in gol atamadan tamamladığı ilk grup aşamasında İtalya’nın arkasında kalsa da üst tura çıkmayı başardı. İkinci tur grubundaki ilk maçta Arjantin, Kempes’in golüyle öne geçti ancak Polonya maçı bırakmamaya kararlıydı. Polonya ataklarını sıklaştırdı ve Arjantin ceza sahasının dip köşesinden bir serbest vuruş kazandı. Seken top kaleye doğru gidiyordu ki, Kempes uçarak topu yumrukladı. Aslında ilk “Tanrı’nın Eli” buydu. Bir diğer efsane Deyna penaltıyı kaleciye nişanladı, Kempes sarı kart bile görmedi ve maçın geri kalan bölümünde bir gol daha atarak Arjantin’i hayata döndürdü. 0-0 biten Brezilya maçının ardından grubun üçüncü ve son maçında Peru ile karşılaşan Arjantin’in dört farkla kazanması gerekiyordu. Şike iddiaları sebebiyle bugün bile hâlâ tartışılan maçta Kempes, attığı iki gol ile Arjantin’i Dünya Kupası finaline taşıdı.

Dünya Kupası Finali

Sıcak bir Haziran günü Estadio Monumental’i dolduran 70 bin taraftar, Kempes’in olağanüstü yeteneklerinin de canlı şahidiydi aynı zamanda. Hollanda 90 dakika boyunca üstün taraf gibi görünse de Kempes ve Nanninga’nın karşılıklı golleri ile maç uzatmaya gitti. İlk uzatma devresinin sonu yaklaşırken nerden çıkıp geldiği anlaşılamadan Hollanda savunmasının arasına zıpkın gibi dalan Kempes, kupanın bir ucundan tuttu. Ardından Kempes’in asistiyle Bertoni farkı ikiye çıkardı ve Arjantin böylece tarihinde ilk kez Dünya Şampiyonu oldu. Kempes ise attığı 6 gol ile altın ayakkabının sahibi…
1978-79 sezonunda beklentileri karşılayamasa da Kral Kupası’nı kazanan Valencia’nın önemli bir parçasıydı. 1979-80 sezonuna da ligde attığı 22 gol ve UEFA Kupa Galipleri Kupası şampiyonluğuna giden yoldaki 9 gol ile damga vurdu Kempes. Bir buçuk yıllık River Plate serüveninin ardından tekrar döndüğü Valencia’da kariyerini 30 yaşında noktalamasına rağmen Avusturya, Şili ve Endonezya’da 10 sene daha oyuncu/menajer olarak top oynadı. 1973-1996 arasında aralıksız tüm sezonlarda gol attı ve 40 yaşında futbolu bıraktığında 300 kariyer golüne ulaşmıştı. Mavi-beyaz çubuklu formayla çıktığı 43 maçta ise 20 gol kaydetti.

Diego Maradona’nın tabiriyle “Arjantin’i Dünya futbol haritasına sokan adam”, Mario Kempes’in en önemli özellikleri orta sahaya kadar gelip top alması, ceza sahasına bir anda geriden gelerek hücum etmesi ve savunmacıları şaşırtmasıydı. Müthiş şutları ve kuvvetli gol sezgisi Kempes’i unutulmaz bir golcüye dönüştürdü. 2010 yılında, ilk golünü attığı Cordoba Estadio Chateau Carreras’ın adı Mario Alberto Kempes Stadyumu olarak değiştirildi.

El Matador, aslan yelesini andıran saçlarını kaybetmiş ve birden fazla kalp ameliyatı geçirmiş olsa da, halen ESPN’de futbol yorumculuğu yapmaya devam ediyor.

 

Bir Cevap Yazın